English    Türkçe    فارسی   

1
1272-1281

  • رنگ روی سرخ دارد بانگ شکر ** بانگ روی زرد باشد صبر و نکر
  • Kırmızı yüz, sahibinin refah ve saadetine delâlet eder, sarı yüz, sahibinin meşakkat ve belâ içinde olduğunu bildirir.
  • در من آمد آن که دست و پا برد ** رنگ رو و قوت و سیما برد
  • Elimi, ayağımı alana, yüzümün rengini uçurana, kuvvetimi giderene, çehremi bozana uğradım.
  • آن که در هر چه در آید بشکند ** هر درخت از بیخ و بن او بر کند
  • Önüne geleni kırma, ağaçları kökünden, dibinden söküp çıkarana sataştım.
  • در من آمد آن که از وی گشت مات ** آدمی و جانور جامد نبات‌‌ 1275
  • Adamları, hayvanları, cemadat ve nebatatı mat edene rastladım.
  • این خود اجزایند کلیات از او ** زرد کرده رنگ و فاسد کرده بو
  • Bunlar cüziyattır, külliyatın da onun yüzünden renkleri sararmış, kokuları bozulmuştur.
  • تا جهان گه صابر است و گه شکور ** بوستان گه حله پوشد گاه عور
  • Cihan; gâh sabredip gâh şükrettikçe bağlar, bahçeler, gâh giyinir, gâh çırçıplak kalır;
  • آفتابی کاو بر آید نارگون ** ساعتی دیگر شود او سر نگون‌‌
  • Güneş, ateş renginde doğmuşken diğer bir saatte baş aşağı batar;
  • اختران تافته بر چار طاق ** لحظه لحظه مبتلای احتراق‌‌
  • Göklerde parıldayan yıldızlar; zaman zaman ihtiraka uğrarlar;
  • ماه کاو افزود ز اختر در جمال ** شد ز رنج دق او همچون خیال‌‌ 1280
  • Güzellikte yıldızlardan daha parlak olan ay da ince ağrıya tutulup hilâl olur;
  • این زمین با سکون با ادب ** اندر آرد زلزله‌‌ش در لرز تب‌‌
  • Çok sakin ve edepli olan bu yeri de sarsıntı sıtmaya düşürür;