English    Türkçe    فارسی   

1
2396-2405

  • زن در آمد از طریق نیستی ** گفت من خاک شمایم نه ستی‌‌
  • Kadın yokluk yoluna girip dedi ki: “Ben senin karın değil, ayağının toprağıyım.
  • جسم و جان و هر چه هستم آن تست ** حکم و فرمان جملگی فرمان تست‌‌
  • Cismim, canım, nem varsa senindir; hüküm de senin, ferman da!
  • گر ز درویشی دلم از صبر جست ** بهر خویشم نیست آن بهر تو است‌‌
  • Yoksulluk yüzünden sabrım tükendiyse bu da kendim için değil, senin için.
  • تو مرا در دردها بودی دوا ** من نمی‌‌خواهم که باشی بی‌‌نوا
  • Sen, bana dertli zamanlarda deva oldun; muhtaç olmanı istemiyorum.
  • جان تو کز بهر خویشم نیست این ** از برای تستم این ناله و حنین‌‌ 2400
  • Canın için, bu kendim için değil. Bu ağlayış bu inleyiş hep senin için.
  • خویش من و الله که بهر خویش تو ** هر نفس خواهد که میرد پیش تو
  • Ben, Tanrı hakkı için varlığımı her nefeste huzurunda feda etmek isterim.
  • کاش جانت کش روان من فدی ** از ضمیر جان من واقف بدی‌‌
  • Canım sana kurban olsun... Ne olurdu ruhun bana vâkıf olsaydı.
  • چون تو با من این چنین بودی به ظن ** هم ز جان بیزار گشتم هم ز تن‌‌
  • Fakat sen hakkımda böyle kötü zanna düşünce candan da usandım, tenden de.
  • خاک را بر سیم و زر کردیم چون ** تو چنینی با من ای جان را سکون‌‌
  • Ey canımın rahatı! Sen bana böyle aykırı olunca altına da toprak saçtım, gümüşe de( artık ikisi de gözümde değil).
  • تو که در جان و دلم جا می‌‌کنی ** زین قدر از من تبرا می‌‌کنی‌‌ 2405
  • Canımda da sen varsın, gönlümde de sen. Öyle olduğu halde bu kadarcık bir şeyden dolayı benden ayrılmaya kalkışıyorsun.