English    Türkçe    فارسی   

1
964-973

  • روز دیگر وقت دیوان و لقا ** پس سلیمان گفت عزراییل را
  • Ertesi gün Süleyman, divan vakti halkla buluşunca Azrail’e dedi ki:
  • کان مسلمان را بخشم از چه چنان ** بنگریدی تا شد آواره ز خان‌‌ 965
  • Acaba bu işi, o adamı hanümanından avare etmek için mi yaptın?
  • گفت من از خشم کی کردم نظر ** از تعجب دیدمش در رهگذر
  • Ben ona hışımla ne vakit baktım? Onu yol uğrağında görünce şaşırdım.
  • که مرا فرمود حق که امروز هان ** جان او را تو به هندستان ستان‌‌
  • Çünkü Hak bana “Haydi bugün var, onun canını Hindistan’da al” buyurdu.
  • از عجب گفتم گر او را صد پر است ** او به هندستان شدن دور اندر است‌‌
  • Taaccüple “Yüz tane kanadı olsa Hindistan’a gitmesi yine uzak” dedim.”
  • تو همه کار جهان را همچنین ** کن قیاس و چشم بگشا و ببین‌‌
  • İşte sen dünya işlerini hep buna kıyas et, gözünü aç da gör!
  • از که بگریزیم از خود ای محال ** از که برباییم از حق ای وبال‌‌ 970
  • Kimden kaçıyoruz, kendimizden mi? Ne olmayacak şey! Kimden kapıp kurtarıyoruz, Hak’tan mı? Ne boş zahmet!
  • باز ترجیح‌‌نهادن شیر جهد را بر توکل و فواید جهد را بیان کردن‌‌
  • Yine aslanın çalışmayı tevekküle tercih etmesi ve çalışmanın faydalarını bildirmesi
  • شیر گفت آری و لیکن هم ببین ** جهدهای انبیا و مومنین‌‌
  • Aslan dedi ki: “Doğru ama Peygamberlerin, müminlerin çalışmalarını da gör.
  • حق تعالی جهدشان را راست کرد ** آن چه دیدند از جفا و گرم و سرد
  • Cefadan, kahırdan ne gördülerse mükâfata nail oldular; Tanrı onların mücahedesini zayi etmedi.
  • حیله‌‌هاشان جمله حال آمد لطیف ** کل شی‌‌ء من ظریف هو ظریف‌‌
  • Onların başvurdukları çareler her hususta lâtif oldu. Çünkü zariften ne gelirse zariftir.