English    Türkçe    فارسی   

3
1982-1991

  • گفت روزی می‌شدم مشتاق‌وار ** تا ببینم در بشر انوار یار
  • Dekukî dedi ki: “Bir gün, sevgilinin nurlarını insanda görmeye iştiyakım arttı.
  • تا ببینم قلزمی در قطره‌ای ** آفتابی درج اندر ذره‌ای
  • Katrede bahri muhiti, zerrede güneşi görmek arzusuna düştüm.
  • چون رسیدم سوی یک ساحل بگام ** بود بیگه گشته روز و وقت شام
  • Gide gide bir deniz kıyısına vardım. Vakit gecikmişti, akşam olmuştu.
  • نمودن مثال هفت شمع سوی ساحل
  • Kıyıda yedi mum görünmesi
  • هفت شمع از دور دیدم ناگهان ** اندر آن ساحل شتابیدم بدان 1985
  • Ansızın ta uzaktan o sahilde yedi mum gördüm, mumların bulunduğu yere doğru koşmaya başladım.
  • نور شعله‌ی هر یکی شمعی از آن ** بر شده خوش تا عنان آسمان
  • O yedi mumun her birinin nuru gökyüzüne kadar vurmuştu.
  • خیره گشتم خیرگی هم خیره گشت ** موج حیرت عقل را از سر گذشت
  • Hayretlere düştüm, hatta hayret bile hayran oldu. Hayret dalgası aklımın başından aştı!
  • این چگونه شمعها افروختست ** کین دو دیده‌ی خلق ازینها دوختست
  • “Bu mumlar, ne çeşit mum? Halk nasıl oluyor da bunları görmüyor;
  • خلق جویان چراغی گشته بود ** پیش آن شمعی که بر مه می‌فزود
  • Aydan daha aydın olan mumlar durup dururken başka bir mum arıyor?
  • چشم‌بندی بد عجب بر دیده‌ها ** بندشان می‌کرد یهدی من یشا 1990
  • Halkın gözünde ne şaşılacak bir bağ var ki bunları görmüyor. Allah doğru yolu dilediğine gösteriyor sahiden” diyordum.
  • شدن آن هفت شمع بر مثال یک شمع
  • O yedi mumun bir mum oluşu
  • باز می‌دیدم که می‌شد هفت یک ** می‌شکافد نور او جیب فلک
  • Bir de baktım ki o yedi mum bir mum oldu. Nuru, gökyüzünü bile delip geçmekteydi.