English    Türkçe    فارسی   

3
2094-2103

  • چون نجس خواندست کافر را خدا ** آن نجاست نیست بر ظاهر ورا
  • Allah, kâfire “Pis murdar” demiştir. Bu pislik, bu murdarlık, onun dışında değildir.
  • ظاهر کافر ملوث نیست زین ** آن نجاست هست در اخلاق و دین 2095
  • Kâfirin dışı, pisliklere bulaşmıştır. Pislik onun huyundadır, dinindedir.
  • این نجاست بویش آید بیست گام ** و آن نجاست بویش از ری تا بشام
  • Zahiri pisliğin kokusu yirmi adımlık yerden gelir, bâtıni pisliğin kokusuysa Rey’den tut da Şam’a kadar gider!
  • بلک بویش آسمانها بر رود ** بر دماغ حور و رضوان بر شود
  • Hatta göklere çıkar, hurilerle Rıdvan’ın burunlarını doldurur!
  • اینچ می‌گویم به قدر فهم تست ** مردم اندر حسرت فهم درست
  • Bu söylediğin sözler yok mu? Senin anlayışın miktarı ancak… Öldüm iyi ve doğru anlayışın hasretinden!
  • فهم آبست و وجود تن سبو ** چون سبو بشکست ریزد آب ازو
  • Anlayış sudur, beden testi. Testi kırılınca içindeki su dökülür gider!
  • این سبو را پنج سوراخست ژرف ** اندرو نه آب ماند خود نه برف 2100
  • Bu testinin beş tane büyük deliği vardır, içinde ne su durur ne kar!
  • امر غضوا غضة ابصارکم ** هم شنیدی راست ننهادی تو سم
  • “Gözlerinizi sımsıkı yumun” emrini duydun da yine ayağını doğru atmadın.
  • از دهانت نطق فهمت را برد ** گوش چون ریگست فهمت را خورد
  • Söz söylemem, manasız çan çan etmem, ağzından anlayışını alıp götürür. Kulak kuma benzer, anlayışını içiverir!
  • همچنین سوراخهای دیگرت ** می‌کشاند آب فهم مضمرت
  • Öbür deliklerinden de aynı bunun gibidir… O gizli anlayış suyunu çeker, emer.