English    Türkçe    فارسی   

3
3064-3073

  • صبر کن نک آمدم ای روشنی ** نیستم غافل که در گوش منی
  • Birazcık daha sabret, şimdi geliyorum. Beni beklemekte olduğunu biliyorum, unutmadım” dedi.
  • هفت نوبت صبر کرد و بانگ کرد ** تاکه عاجز گشت از تیباش مرد 3065
  • Bey, tam yedi kere seslendi, bekledi, bekledi, seslendi. Nihayet Sungur’un bu cilvesinden usandı, âciz kaldı, sabrı tükendi.
  • پاسخش این بود می‌نگذاردم ** تا برون آیم هنوز ای محترم
  • Sungur, beyin her seslenişinde “Efendim, dışarı çıkacağım ama daha koyuvermiyorlar” diyordu.
  • گفت آخر مسجد اندر کس نماند ** کیت وا می‌دارد آنجا کت نشاند
  • Bey “Yahu, mescitte kimse kalmadı koyvermeyen kim, seni orada kim tutuyor?” diye bağırdı.
  • گفت آنک بسته‌استت از برون ** بسته است او هم مرا در اندرون
  • Sungur dedi ki: “Seni dışardan içeriye sokmayan yok mu? İşte beni de içerden dışarıya çıkarmayan o.
  • آنک نگذارد ترا کایی درون ** می‌بنگذارد مرا کایم برون
  • Sana içeri girmeye izin vermeyen, benim de dışarı çıkmama mâni olmakta.
  • آنک نگذارد کزین سو پا نهی ** او بدین سو بست پای این رهی 3070
  • Senin bu tarafa adım atmana müsaade etmeyen benim de dışarıya adım atmama mâni oluyor!”
  • ماهیان را بحر نگذارد برون ** خاکیان را بحر نگذارد درون
  • Balıkları karaya çıkarmayan deniz, karadakileri de denize sokmamakta.
  • اصل ماهی آب و حیوان از گلست ** حیله و تدبیر اینجا باطلست
  • Balığın aslı sudan, öbür hayvanların aslı topraktan.
  • قفل زفتست و گشاینده خدا ** دست در تسلیم زن واندر رضا
  • Bu işte hile ve düzene başvurmanın, tedbirlere girişmenin faydası yok ki!