English    Türkçe    فارسی   

4
3459-3468

  • یا تو پنداری که حرف مثنوی ** چون بخوانی رایگانش بشنوی
  • Sanır mısın ki Mesnevi sözlerini okuyasın da ucuzca, bedavaca duyasın, anlayasın!
  • یا کلام حکمت و سر نهان ** اندر آید زغبه در گوش و دهان 3460
  • Yahut hikmet sözleri ve gizli sırlar, kolayca kulağına girsin ağzına gelsin!
  • اندر آید لیک چون افسانه‌ها ** پوست بنماید نه مغز دانه‌ها
  • Duyarsın, duyarsın ama sana masal gibi gelir... dışyüzünü duyarsın, iç yüzünü değil!
  • در سر و رو در کشیده چادری ** رو نهان کرده ز چشمت دلبری
  • Bir güzel, başına, yüzüne çarşafını örtmüş, senden yüzünü gizlemiş!
  • شاه‌نامه یا کلیله پیش تو ** هم‌چنان باشد که قرآن از عتو
  • İnadından Kuran, sana nasıl gelirse Şehname yahut Kilile ve Demine de öyle gelir!
  • فرق آنگه باشد از حق و مجاز ** که کند کحل عنایت چشم باز
  • İnayet sürmesi gözünü aydınlatır, açarsa doğrucuyla mecazı o vakit ayırt eder, anlarsın!
  • ورنه پشک و مشک پیش اخشمی ** هر دو یکسانست چون نبود شمی 3465
  • Yoksa koku almayan adama mis de bir, fışkı da... değil mi ki koku almıyor!
  • خویشتن مشغول کردن از ملال ** باشدش قصد از کلام ذوالجلال
  • Ululuk ıssı Tanrının sözünü okumaktan maksat kendini usançtan, elemden kurtarmaktır.
  • کاتش وسواس را و غصه را ** زان سخن بنشاند و سازد دوا
  • Çünkü vesvese ve gussa ateşi, bu sözle yatışır... bu söz, insanın derdine deva olur.
  • بهر این مقدار آتش شاندن ** آب پاک و بول یکسان شدن به فن
  • Bu kadar bir ateşi söndürmede akılca duru ve temiz su da birdir, sidik de!