English    Türkçe    فارسی   

3
4163-4172

  • زان نجوشانم که مکروه منی ** بلک تا گیری تو ذوق و چاشنی
  • Seni sevmediğimden senden hoşlanmadığımdan kaynatmıyorum seni ki… Bir zevkle, bir çeşniye sahip ol da.
  • تا غذی گردی بیامیزی بجان ** بهرخواری نیستت این امتحان
  • Gıda haline gel, yen, cana karış diye kaynatıyorum. Bu imtihan, seni horlamak için değil!
  • آب می‌خوردی به بستان سبز و تر ** بهراین آتش بدست آن آب خور 4165
  • Bostanda sular içtin, yeşerdin, terü taze bir hale geldin ya… İşte o su içiş, bu ateşe düşmen içindi.
  • رحمتش سابق بدست از قهر زان ** تا ز رحمت گردد اهل امتحان
  • Allah’ın rahmeti, kahrından ileridir, kahrından fazladır ve ezelîdir. Bu yüzden de bir kimseyi belâlara uğratması, rahmetindendir.
  • رحمتش بر قهر از آن سابق شدست ** تا که سرمایه‌ی وجود آید بدست
  • Varlık sermayesi elde edilsin diye rahmeti, kahrından ileridir, üstündür.
  • زانک بی‌لذت نروید لحم و پوست ** چون نروید چه گدازد عشق دوست
  • Etle deri lezzetsiz meydana gelmez. Fakat onlar meydana gelmedikçe sevgilinin aşkı, onları nasıl eritebilir?
  • زان تقاضا گر بیاید قهرها ** تا کنی ایثار آن سرمایه را
  • İşte bu takdir neticesi olarak sen de kahırlara uğrarsan eseflenme… Bu kahırlar yüzünden elindeki sermayeyi sevgiliye bağışlarsın.
  • باز لطف آید برای عذر او ** که بکردی غسل و بر جستی ز جو 4170
  • Sonra bunun özrü olarak tekrar lütuf eder, yıkanıp arındın, dereden atladın, artık o mihnetler geçti der.
  • گوید ای نخود چریدی در بهار ** رنج مهمان تو شد نیکوش دار
  • Der ki: Ey nohut, baharın otladın, yeştin… Şimdi zahmet ve eziyet, sana konuk oldu, hoş tut da
  • تا که مهمان باز گردد شکر ساز ** پیش شه گوید ز ایثار تو باز
  • Konuk, şükürler ederek minnetler duyarak geri dönsün, padişaha gidip senin ikramını, ihsanını anlatsın.