English    Türkçe    فارسی   

2
682-691

  • Sen şimdi, ondan gaflettesin ama ihtiyaç vaktinde Allah onu izhar eder.
  • کون پر چاره ست و هیچت چاره نی ** تا که نگشاید خدایت روزنی‏
  • Peygamber “Kadri yüce Allah, her derde bir derman yarattı” demiştir.
  • گر چه تو هستی کنون غافل از آن ** وقت حاجت حق کند آن را عیان‏
  • Fakat sen, onun fermanı olmadıkça o dermandan derdine yarayacak bir renk göremez, bir koku duyamazsın.
  • گفت پیغمبر که یزدان مجید ** از پی هر درد درمان آفرید
  • Ey çarelere başvuran, ölünün gözü nasıl cana bakarsa sen de gözünü Lâmekân âlemine çevir, aklını başına al. 685
  • لیک ز آن درمان نبینی رنگ و بو ** بهر درد خویش بی‏فرمان او
  • Varlık âlemi çarelerle doludur da Allah, bir yere perde çıkmadıkça yine çare yok!
  • چشم را ای چاره جو در لامکان ** هین بنه چون چشم کشته سوی جان‏
  • Bu cihan, cihetsiz Lâmekân âleminden meydana gelmiş, bu cihana Lâmekân âleminden bir mekân verilmiştir.
  • این جهان از بی‏جهت پیدا شده ست ** که ز بی‏جایی جهان را جا شده ست‏
  • Allah’ı candan gönülden istiyorsan varlıktan yokluğa dön.
  • باز گرد از هست سوی نیستی ** طالب ربی و ربانیستی‏
  • Bu yokluk, gelir yeridir; ondan kaçınma. Bu varlık da çok olsun az olsun, gider yeridir!
  • جای دخل است این عدم از وی مرم ** جای خرج است این وجود بیش و کم‏
  • Allah sanatının tezgâh evi, mademki yokluktur... O halde tezgâh evinin dışında ne varsa değersizdir. 690
  • کارگاه صنع حق چون نیستی است ** پس برون کارگه بی‏قیمتی است‏
  • Ey hilim sahibi Allah; bize, duyanın insafa gelip kabul edeceği ince sözler hatırlat.
  • یاد ده ما را سخنهای دقیق ** که ترا رحم آورد آن ای رفیق‏