English    Türkçe    فارسی   

6
960-969

  • Baykuşların köyünde gevezelik ediyor, buraya bir kargaşalıktır salıyorsun. 960
  • در ده جغدان فضولی می‌کنی  ** فتنه و تشویش در می‌افکنی 
  • Feleğin üstündeki esir bile, yuvamıza haset ederken sen oraya yıkık yer diyor, orayı hor görüyorsun.
  • مسکن ما را که شد رشک اثیر  ** تو خرابه خوانی و نام حقیر 
  • Deli oldun galiba ki baykuşların seni padişah ve başbuğ yapmaları hevesine kapıldın.
  • شید آوردی که تا جغدان ما  ** مر ترا سازند شاه و پیشوا 
  • Vehme, sevdaya kapılıp dönmede, dolaşmada, bu cennete virane adını takmadasın.
  • وهم و سودایی دریشان می‌تنی  ** نام این فردوس ویران می‌کنی 
  • Kötü huylu herif, bu delilik, bu saçma fikirler, kafadan çıkıncaya kadar kafana vuracağız senin.
  • بر سرت چندان زنیم ای بد صفات  ** که بگویی ترک شید و ترهات 
  • Bu sözlerle onu doğuya karşı çarmıha geriyorlar, elbiselerini soyup çıplak vücudunu diken dallarıyla dövüyorlar. 965
  • پیش مشرق چارمیخش می‌کنند  ** تن برهنه شاخ خارش می‌زنند 
  • Bedeninden yüzlerce kan ırmağı fışkırmada. Öyle olduğu halde “Ahad” diyerek baş koymada.
  • از تنش صد جای خون بر می‌جهد  ** او احد می‌گوید و سر می‌نهد 
  • Dinini gizle, melûn kâfirlerden sırrını sakla diye öğütler verdim.
  • پندها دادم که پنهان دار دین  ** سر بپوشان از جهودان لعین 
  • Fakat o âşık, kıyamete ulaşmış... Ona tövbe kapısı kapanmış.
  • عاشق است او را قیامت آمدست  ** تا در توبه برو بسته شدست 
  • Hem âşıklık, hem tövbe, hem de sabretme imkânı. Bu, pek imkânsız bir şeydir canım efendim.
  • عاشقی و توبه یا امکان صبر  ** این محالی باشد ای جان بس سطبر