English    Türkçe    فارسی   

3
169-193

  • پس دعاها رد شود از بوی آن ** آن دل کژ می‌نماید در زبان
  • O koku yüzünden dualar reddedilir. O kötü kalp, sözle kendisini gösterir.
  • اخسا آید جواب آن دعا ** چوب رد باشد جزای هر دغا 170
  • O duaya “Sesinizi kesin” cevabı gelir. Her azgının cezası onu kovan sopadır.
  • گر حدیثت کژ بود معنیت راست ** آن کژی لفظ مقبول خداست
  • Fakat sözün eğri, özün doğru olursa o söz eğriliği, Allah’a makbuldür.
  • بیان آنک خطای محبان بهترست از صواب بیگانگان بر محبوب
  • Dostların hatası, yabancıların doğrusundan daha iyidir.
  • آن بلال صدق در بانگ نماز ** حی را هی همی‌خواند از نیاز
  • O doğru sözlü Bilâl, ezan okurken “Hayyı alesselâ, Hayyı alelfelâh- Haydin namaza, Haydin felâha” cümlelerindeki “Hayyı- haydin” kelimesini “Heyyi” diye okurdu.
  • تا بگفتند ای پیمبر راست نیست ** این خطا اکنون که آغاز بناست
  • Nihayet Peygamber’e dediler ki: “Ya Resulâllâh, bina yeni kuruluyor. Bu hata, hiç de doğru değil.
  • ای نبی و ای رسول کردگار ** یک مذن کو بود افصح بیار
  • Ey Allah habercisi, ey Allah resulü, ey Allah meydanının tek binicisi, daha fasih bir müezzin getir.
  • عیب باشد اول دین و صلاح ** لحن خواندن لفظ حی عل فلاح 175
  • Din daha yeni kurulur, doğruluk düzenlik daha yeni meydana gelirken “Hayyı alelfelâh”’ı yanlış okumak ayıptır.
  • خشم پیغامبر بجوشید و بگفت ** یک دو رمزی از عنایات نهفت
  • Peygamber’in hiddeti coştu. Gizli inayetlerden bir iki remiz söyleyip dedi ki :
  • کای خسان نزد خدا هی بلال ** بهتر از صد حی و خی و قیل و قال
  • “Ey aşağılık adamlar, Allah yanında Bilâl’in Heyyi’si yüzlerce hadan, hıdan, yüzlerce dedikodudan iyidir.
  • وا مشورانید تا من رازتان ** وا نگویم آخر و آغازتان
  • İşi çok karıştırmayın da sırrınızı açmayayım, önünüzü, sonunuzu söylemeyeyim.”
  • گر نداری تو دم خوش در دعا ** رو دعا می‌خواه ز اخوان صفا
  • Her duada güzel bir nefese sahip değilsen yürü, özü sözü doğru kardeşlerden dua iste.
  • امر حق به موسی علیه السلام که مرا به دهانی خوان کی بدان دهان گناه نکرده‌ای
  • Musa aleyhisselâm’a, Beni günah etmediğin ağızla çağır diye vahiy gelmesi
  • گفت ای موسی ز من می‌جو پناه ** با دهانی که نکردی تو گناه 180
  • Allah, “Ey Musa, bana suç etmediğin, kötü söylemediğin bir ağızla sığın, dua et” dedi.
  • گفت موسی من ندارم آن دهان ** گفت ما را از دهان غیر خوان
  • Musa, “Bende o ağız yok deyince Allah, “Başkasının ağzıyla dua et”
  • از دهان غیر کی کردی گناه ** از دهان غیر بر خوان کای اله
  • Başkasının ağzıyla nasıl günah edebilirsin? Yarabbi diye başkasının ağzıyla çağır” buyurdu.
  • آنچنان کن که دهانها مر ترا ** در شب و در روزها آرد دعا
  • Sen de öyle muamelede bulun ki ağızlar, gece gündüz sana dua edip dursunlar.
  • از دهانی که نکردستی گناه ** و آن دهان غیر باشد عذر خواه
  • Günah etmediğim ağız, başkasının özürler dileyen ağzıdır.
  • یا دهان خویشتن را پاک کن ** روح خود را چابک و چالاک کن 185
  • Yahut da kendi ağzını temizle, ruhunu çevik bir hale getir.
  • ذکر حق پاکست چون پاکی رسید ** رخت بر بندد برون آید پلید
  • Çünkü Allah adı temizdir, temizlik geldi mi pislik, pılısını pırtısını toparlayıp gider.
  • می‌گریزد ضدها از ضدها ** شب گریزد چون بر افروزد ضیا
  • Zıtlar, zıtlardan kaçar. Ziya parladı mı gece kalmaz.
  • چون در آید نام پاک اندر دهان ** نه پلیدی ماند و نه اندهان
  • Ağza temiz bir ad gelince de ne pislik kalır, ne gamlar, kederler.
  • بیان آنک الله گفتن نیازمند عین لبیک گفتن حق است
  • Yalvarırım Allah demesi, Hakk’ın Lebbeyk demesinin ta kendisidir
  • آن یکی الله می‌گفتی شبی ** تا که شیرین می‌شد از ذکرش لبی
  • Birisi her gece Allah der durur, bu zikrinden ağzı tatlılaşır, zevk alırdı.
  • گفت شیطان آخر ای بسیارگو ** این همه الله را لبیک کو 190
  • Şeytan “Ey çok söz söyleyen, bunca Allah demene karşılık onun Lebbeyk demesi nerde?
  • می‌نیاید یک جواب از پیش تخت ** چند الله می‌زنی با روی سخت
  • Allah tahtından bir cevap gelmiyor. Böyle utanmadan, sıkılmadan ne vakte dek Allah deyip duracaksın” dedi.
  • او شکسته‌دل شد و بنهاد سر ** دید در خواب او خضر را در خضر
  • Adamın gönlü kırıldı, başını yere koydu, yattı. Rüyada yeşiller giyinmiş Hızır’ı gördü.
  • گفت هین از ذکر چون وا مانده‌ای ** چون پشیمانی از آن کش خوانده‌ای
  • Hızır “Kendine gel, niçin zikri bıraktın, çağırdığın addan nasıl usandın, zikrinden nasıl pişman oldun?” dedi.