English    Türkçe    فارسی   

4
2699-2723

  • چون ببندی تو سر کوزه‌ی تهی ** در میان حوض یا جویی نهی
  • Boş testinin ağzını kapadın da havuza yahut ırmağa attın mı?
  • تا قیامت آن فرو ناید به پست ** که دلش خالیست و در وی باد هست 2700
  • Kıyamete kadar batmaz, çünkü içerisi boştur; o boşlukta hava vardır;
  • میل بادش چون سوی بالا بود ** ظرف خود را هم سوی بالا کشد
  • Yelin meyli, yüceleredir, içinde bulunduğu kabı da yücelere kaldırır.
  • باز آن جانها که جنس انبیاست ** سوی‌ایشان کش کشان چون سایه‌هاست
  • Peygamberlerin cinsinden olan canlar da çekişe çekişe onların yanına giderler.
  • زانک عقلش غالبست و بی ز شک ** عقل جنس آمد به خلقت با ملک
  • Çünkü bu kısımdan olan kişinin aklı üstündür, şüphe yok ki akıl da yaradılış bakımından melekle aynı cinstendir.
  • وان هوای نفس غالب بر عدو ** نفس جنس اسفل آمد شد بدو
  • Nefis havası da düşmana üstündür, fakat nefis, aşağılık cinstendir, aşağılık âlemine gider!
  • بود قبطی جنس فرعون ذمیم ** بود سبطی جنس موسی کلیم 2705
  • Kıpti, kötü Firavun' un cinsindendi. İsrail oğulları kabilelerine mensup olanlar da Allah kelimi Musa'nın cinsinden.
  • بود هامان جنس‌تر فرعون را ** برگزیدش برد بر صدر سرا
  • Haman, tam Firavun'un cinsindendi. Firavun, o yüzden onu seçmiş, başköşeye geçirmiş, kendisine vezir etmişti.
  • لاجرم از صدر تا قعرش کشید ** که ز جنس دوزخ‌اند آن دو پلید
  • Hâsılı sonunda da Haman, onu başköşeden ta cehennemin dibine kadar çekti. Çünkü o iki pis adam cehennem cinsindendi.
  • هر دو سوزنده چو ذوزخ ضد نور ** هر دو چون دوزخ ز نور دل نفور
  • İkisi de cehennem gibi yakıcıydı.. ikisi de nurun, zıddı idi.. ikisi de cehennem gibi gönül nurundan çekinen ve nefret eden kişiydi!
  • زانک دوزخ گوید ای مومن تو زود ** برگذر که نورت آتش را ربود
  • Çünkü cehennem, ey mümin, sırattan çabuk geç, nurun ateşimi söndürecek.
  • بگذر اى مومن كه نورت مىكشد ** آتشم را چون كه دامن مىكشد 2710
  • Ey mümin, nurun eteğini sürüdü mü ateşimi, mahvedecek; hemen geç der.
  • می‌رمد آن دوزخی از نور هم ** زانک طبع دوزخستش ای صنم
  • Cehennemlik de nurdan ürker, kaçar, çünkü güzelim, cehennem tabiatlıdır o!
  • دوزخ از مومن گریزد آنچنان ** که گریزد مومن از دوزخ به جان
  • Mümin, canla başla nasıl cehennemden kaçarsa, cehennem de müminden öyle kaçar!
  • زانک جنس نار نبود نور او ** ضد نار آمد حقیقت نورجو
  • Çünkü müminin nuru, ateş cinsinden değildir. Nuru arayan, hakikatte ateşin zıddıdır.
  • در حدیث آمدی که مومن در دعا ** چون امان خواهد ز دوزخ از خدا
  • Hadiste gelmiştir: Mümin duada Allah’a yalvarır, cehennemden aman diler ya..
  • دوزخ از وی هم امان خواهد به جان ** که خدایا دور دارم از فلان 2715
  • Cehennem de canla başla ondan aman diler Yarabbi, beni falandan uzak et der.
  • جاذبه‌ی جنسیتست اکنون ببین ** که تو جنس کیستی از کفر و دین
  • Cinsiyet cazibesini şimdi bir gör hele, bakalım sen hangi cinstensin; küfür cinsinden mi, iman cinsinden mi?
  • گر بهامان مایلی هامانیی ** ور به موسی مایلی سبحانیی
  • Haman'a meylin varsa Haman'dansın. Musa'ya meylin varsa Sübhan'dan!
  • ور بهر و مایلی انگیخته ** نفس و عقلی هر دوان آمیخته
  • İkisine de mailsen, iki cinsten de katışığın var... Nefisle akıl, ikisi de sende karışık!
  • هر دو در جنگند هان و هان بکوش ** تا شود غالب معانی بر نقوش
  • İkisi de savaşta, kendine gel, kendine! Çalış da manalar, suretlere üstün olsun!
  • در جهان جنگ شادی این بسست ** که ببینی بر عدو هر دم شکست 2720
  • 2720.Düşmanını her an bozguna uğramış, mağlûp olmuş göresin. Savaş âleminde bu sevinç kâfidir doğrusu!
  • آن ستیزه‌رو بسختی عاقبت ** گفت با هامان برای مشورت
  • O inatçı suratlı Firavun, nihayet Haman'a kabalıkla bu sözleri söyledi.
  • وعده‌های آن کلیم‌الله را ** گفت و محرم ساخت آن گمراه را
  • Allah Kelim' inin vaatlerini anlattı, o sapığı kendisine mahrem etti!
  • مشورت کردن فرعون با وزیرش هامان در ایمان آوردن به موسی علیه‌السلام
  • Firavun'un, Musa aleyhiselâm'a iman etme hususunda veziri Haman'a danışması
  • گفت با هامان چون تنهااش بدید ** جست هامان و گریبان را درید
  • Firavun, Haman'ı tenha bulunca bunları anlattı. Haman, sıçrayıp yakasını yırttı.