English    Türkçe    فارسی   

3
1114-1138

  • خفته‌ی بیدار باید پیش ما ** تا به بیداری ببیند خوابها
  • Yanımızda uyanık bir uyur gerek ki uyanıkken rüyalar görsün!
  • دشمن این خواب خوش شد فکر خلق ** تا نخسپد فکرتش بستست حلق 1115
  • Halkın düşüncelere dalması bu güzelim uykunun düşmanıdır. Halk, düşünceleri yatışmasın, uyumasın diye bu güzelim uykunun boğazını sıkar.
  • حیرتی باید که روبد فکر را ** خورده حیرت فکر را و ذکر را
  • Bir hayret lâzım ki düşünceleri silip süpürsün. Hayret, fikirleri de yok eder, zikirleri de!
  • هر که کاملتر بود او در هنر ** او بمعنی پس بصورت پیشتر
  • Hüner ve marifette kim daha kâmilse mana bakımından artta sureta ileridedir.
  • راجعون گفت و رجوع این سان بود ** که گله وا گردد و خانه رود
  • Allah “Geri dönenler” dedi. Geri dönmek sürünün yazıdan gelip ağıla gitmesine benzer.
  • چونک واگردید گله از ورود ** پس فتد آن بز که پیش آهنگ بود
  • Sürü, yazıdan dönüp geldi mi giderken en önde olan keçi artta kalır.
  • پیش افتد آن بز لنگ پسین ** اضحک الرجعی وجوه العابسین 1120
  • Giderken geride kalan topal keçiye gelince suratı asıkları bile güldürecek bir halde öne düşer.
  • از گزافه کی شدند این قوم لنگ ** فخر را دادند و بخریدند ننگ
  • Bu kavim, laf olsun diye topal olmadılar ya… övünmeyi terk ettiler de ârı satın aldılar.
  • پا شکسته می‌روند این قوم حج ** از حرج راهیست پنهان تا فرج
  • Bu kavim, hacca ayakları kırık olduğu halde topallaya topallaya giderler. Sıkıntıdan kurtuluşa gizli bir yol vardır.
  • دل ز دانشها بشستند این فریق ** زانک این دانش نداند آن طریق
  • Bu tarife gönüllerini bilgilerden yıkayıp arıtmışlardır. Çünkü bu yol, zahirî bilgiyi tanımaz.
  • دانشی باید که اصلش زان سرست ** زانک هر فرعی به اصلش رهبرست
  • Bu yolda, aslı o âlemden olan bir bilgi gerek. Zira her feri, aslında yol gösterir.
  • هر پری بر عرض دریا کی پرد ** تا لدن علم لدنی می‌برد 1125
  • Her kanat, denizi aşacak kudrete nereden sahip olacak? Allah bilgisi gerek ki insanı Allah’a ulaştırsın.
  • پس چرا علمی بیاموزی به مرد ** کش بباید سینه را زان پاک کرد
  • Şu halde adama sonunda gönülden silinip arıtılması lâzım olan bilgiyi neye öğretirsin?
  • پس مجو پیشی ازین سر لنگ باش ** وقت وا گشتن تو پیش آهنگ باش
  • Öyleyse bu âlemde ileri gitmeye heves etme, topal ol da geri dönerken en öne düş.
  • آخرون السابقون باش ای ظریف ** بر شجر سابق بود میوه‌ی طریف
  • Ey nazik adam, ileri giden son gelenlerden ol. Taze ve turfanda meyve, ağaca nazaran daha ileridedir, derecesi daha üstündür.
  • گرچه میوه آخر آید در وجود ** اولست او زانک او مقصود بود
  • Gerçi meyve ağaçtan sonra vücuda gelir, fakat hakikatte evvel odur, çünkü ağaçtan maksat odur.
  • چون ملایک گوی لا علم لنا ** تا بگیرد دست تو علمتنا 1130
  • Melekler gibi "Bizim bilgimiz yok" de de, “Ancak senin bildirdiğin bilgiyi biliriz” sırrı elini tutsun.
  • گر درین مکتب ندانی تو هجا ** همچو احمد پری از نور حجی
  • Bu mektep de hecelemeyi bilmezsen Ahmed gibi akıl ve irfan nuriyle dolarsın.
  • گر نباشی نامدار اندر بلاد ** گم نه‌ای الله اعلم بالعباد
  • Şehirlerde ad san sahibi olmazsan, Allah kullarının halini daha iyi bilir ya, kaybolmazsın, merak etme.
  • اندر آن ویران که آن معروف نیست ** از برای حفظ گنجینه‌ی زریست
  • Altın definesini bilinmeyen viranelere gizlerler?
  • موضع معروف کی بنهند گنج ** زین قبل آمد فرج در زیر رنج
  • Hiç defineyi bilinen yere koyarlar mı? İşte kurtulmanın, halâs olmanın da zahmet ve meşakkatlerde gizlenmesi buna benzer.
  • خاطر آرد بس شکال اینجا ولیک ** بسکلد اشکال را استور نیک 1135
  • Burada hatıra birçok şüpheler, tereddütler gelebilir ama iyi at, kösteklerini kırar, bukağıdan kurtuluverir.
  • هست عشقش آتشی اشکال‌سوز ** هر خیالی را بروبد نور روز
  • Onun sevgisi, şüphe ve tereddütleri yakan bir ateştir. Gündüzün nuru, bütün hayalleri siler süpürür.
  • هم از آن سو جو جواب ای مرتضا ** کین سال آمد از آن سو مر ترا
  • Ey Allah rızasını elde eden, bu sual, sana o taraftan geldi, cevabını da o taraftan ara.
  • گوشه‌ی بی گوشه‌ی دل شه‌رهیست ** تاب لا شرقی و لا غرب از مهیست
  • Gönlün köşesiz köşesi yok mu? İşte o bucak, padişaha varan bir yoldur. Gönlün doğudan da olmayan, batıdan da olmayan aydınlığı, tek bir aydan meydana gelir.