English    Türkçe    فارسی   

1
145-154

  • Köşeden, bucaktan kimse kulak vermesin de ben bu cariyecikten bir şeyler sorayım.” 145
  • کس ندارد گوش در دهلیزها ** تا بپرسم زین کنیزک چیزها
  • Oda boşaldı, Hekim ile hastadan başka kimsecikler kalmadı.
  • خانه خالی ماند و یک دیار نی ** جز طبیب و جز همان بیمار نی‌‌
  • Hekim tatlılıkla, yumuşak yumuşak dedi ki: “Memleketin neresi? Çünkü her memleket halkının ilâcı başka başkadır.
  • نرم نرمک گفت شهر تو کجاست ** که علاج اهل هر شهری جداست‌‌
  • O memlekette akrabandan kimler var? Kime yakınsınız; neye bağlısın?
  • و اندر آن شهر از قرابت کیستت ** خویشی و پیوستگی با چیستت‌‌
  • Elini kızın nabzına koyup birer birer felekten çektiği cevir ve meşakkati soruyordu.
  • دست بر نبضش نهاد و یک به یک ** باز می‌‌پرسید از جور فلک‌‌
  • Bir adamın ayağına diken batınca ayağını dizi üstüne kor. 150
  • چون کسی را خار در پایش جهد ** پای خود را بر سر زانو نهد
  • İğne ucu ile diken başını arar durur, bulamazsa orasını dudağı ile ıslatır.
  • وز سر سوزن همی‌‌جوید سرش ** ور نیابد می‌‌کند با لب ترش‌‌
  • Ayağa batan dikeni bulmak, bu derece müşkül olursa, yüreğe batan diken nicedir? Cevabını sen ver!
  • خار در پا شد چنین دشوار یاب ** خار در دل چون بود واده جواب‌‌
  • Her çer çöp (mesabesinde olan,) gönül dikenini göreydi gamlar, kederler; herkese el uzatabilir miydi?
  • خار در دل گر بدیدی هر خسی ** دست کی بودی غمان را بر کسی‌‌
  • Bir kişi, eşeğin kuyruğu altına diken kor. Eşek onu oradan çıkarmasını bilmez, boyuna çifte atar.
  • کس به زیر دم خر خاری نهد ** خر نداند دفع آن بر می‌‌جهد