English    Türkçe    فارسی   

1
1607-1616

  • Mademki sen ne yüzgeçsin, ne de denizci... Aklına uyup kendini denize atma!
  • چون نه‌‌ای سباح و نه دریاییی ** در میفکن خویش از خود راییی‌‌
  • Yüzgeç ve denizci, denizden inci çıkarır, ziyanlardan bile bir hayli fayda elde eder.
  • او ز آتش ورد احمر آورد ** از زیانها سود بر سر آورد
  • Kâmil, toprağı tutsa altın olur; nâkıs, altını ele alsa toz toprak kesilir.
  • کاملی گر خاک گیرد زر شود ** ناقص ار زر برد خاکستر شود
  • O gerçek er, Tanrı’ya makbul olmuştur, bütün işlerde onun eli Tanrı elidir. 1610
  • چون قبول حق بود آن مرد راست ** دست او در کارها دست خداست‌‌
  • Nâkıs kimsenin eli ise Şeytan’ın, ifritin elidir. Çünkü Şeytan’ın teklif ve hile tuzağına tutulmuştur.
  • دست ناقص دست شیطان است و دیو ** ز آن که اندر دام تکلیف است و ریو
  • Kâmile göre bilgisizlik bile bilgi olur, nâkısın bildiği bilgi ise bilgisizlik kesilir.
  • جهل آید پیش او دانش شود ** جهل شد علمی که در ناقص رود
  • İlletli kimse, ne tutarsa illet olur. Kâmil kâfir bile olsa o küfür, din ve şeriat haline gelir.
  • هر چه گیرد علتی علت شود ** کفر گیرد کاملی ملت شود
  • Ey yayan olduğu halde süvari ile yarışa girişen! Sen bu müsabakada kazanmayacak, onu geçmeyeceksin, iyisi mi, dur!
  • ای مری کرده پیاده با سوار ** سر نخواهی برد اکنون پای دار
  • Sihirbazların “ Ne buyurursun, asâyı önce sen mi atarsın, yoksa biz mi atalım? “ diyerek Mûsa Aleyhisselâm’a hürmet edip onu ağırlamaları, Mûsâ’nın da “ Siz atın “ demesi
  • تعظیم ساحران مر موسی را علیه السلام که چه فرمایی اول تو اندازی عصا یا ما
  • Melûn Firavun’un zamanında sihirbazlar Mûsâ ile kin güderek mücadeleye giriştiler. 1615
  • ساحران در عهد فرعون لعین ** چون مری کردند با موسی به کین‌‌
  • Fakat onu büyük tuttular, öne geçirdiler, ağırladılar.
  • لیک موسی را مقدم داشتند ** ساحران او را مکرم داشتند