English    Türkçe    فارسی   

1
1612-1621

  • Kâmile göre bilgisizlik bile bilgi olur, nâkısın bildiği bilgi ise bilgisizlik kesilir.
  • جهل آید پیش او دانش شود ** جهل شد علمی که در ناقص رود
  • İlletli kimse, ne tutarsa illet olur. Kâmil kâfir bile olsa o küfür, din ve şeriat haline gelir.
  • هر چه گیرد علتی علت شود ** کفر گیرد کاملی ملت شود
  • Ey yayan olduğu halde süvari ile yarışa girişen! Sen bu müsabakada kazanmayacak, onu geçmeyeceksin, iyisi mi, dur!
  • ای مری کرده پیاده با سوار ** سر نخواهی برد اکنون پای دار
  • Sihirbazların “ Ne buyurursun, asâyı önce sen mi atarsın, yoksa biz mi atalım? “ diyerek Mûsa Aleyhisselâm’a hürmet edip onu ağırlamaları, Mûsâ’nın da “ Siz atın “ demesi
  • تعظیم ساحران مر موسی را علیه السلام که چه فرمایی اول تو اندازی عصا یا ما
  • Melûn Firavun’un zamanında sihirbazlar Mûsâ ile kin güderek mücadeleye giriştiler. 1615
  • ساحران در عهد فرعون لعین ** چون مری کردند با موسی به کین‌‌
  • Fakat onu büyük tuttular, öne geçirdiler, ağırladılar.
  • لیک موسی را مقدم داشتند ** ساحران او را مکرم داشتند
  • Zira ona “Ferman senin. İstiyorsan önce sen asânı at” dediler.
  • ز آن که گفتندش که فرمان آن تست ** گر تو می‌‌خواهی عصا بفکن نخست‌‌
  • Mûsâ “ Hayır, ey sihirbazlar, önce siz büyülerinizi meydana koyun” dedi.
  • گفت نی اول شما ای ساحران ** افکنید آن مکرها را در میان‌‌
  • Mûsâ’ya karşı gösterdikleri o kadarcık hürmet, din sahibi olmalarına sebep oldu; inat yüzünden de elleri ayakları kesildi.
  • این قدر تعظیم دینشان را خرید ** کز مری آن دست و پاهاشان برید
  • Sihirbazlar Mûsâ’nın hakkını anladıklarından evvelce işledikleri suça karşılık olarak ellerini, ayaklarını feda eylediler. 1620
  • ساحران چون حق او بشناختند ** دست و پا در جرم آن درباختند
  • Yemek yemek ve nükte söylemek, kâmile helâldir; mademki sen kâmil değilsin yeme ve sükût et!
  • لقمه و نکته ست کامل را حلال ** تو نه‌‌ای کامل مخور می‌‌باش لال‌‌