English    Türkçe    فارسی   

1
1659-1668

  • Oğul, o ok gittiği yerden geri dönmez, seli baştan bağlamak gerek.
  • وانگردد از ره آن تیر ای پسر ** بند باید کرد سیلی را ز سر
  • Sel önce bir kere coşup da etrafı kapladıktan sonra dünyayı harap etse şaşılmaz. 1660
  • چون گذشت از سر جهانی را گرفت ** گر جهان ویران کند نبود شگفت‌‌
  • Yapılan işin Gayb Âleminde eserleri doğar, o meydana gelen eserler, halkın hükmüne tâbi değildir.
  • فعل را در غیب اثرها زادنی است ** و آن موالیدش به حکم خلق نیست‌‌
  • Onların bize nispeti varsa da hepsi, ancak tek Tanrı tarafından yaratılmıştır.
  • بی‌‌شریکی جمله مخلوق خداست ** آن موالید ار چه نسبتشان به ماست‌‌
  • Meselâ Amr’e Zeyd bir ok atar; o ok, Amr’i kaplan gibi yaralar.
  • زید پرانید تیری سوی عمر ** عمر را بگرفت تیرش همچو نمر
  • Yara, bir yıl kadar Amr’ın vücudunda ağrılar, sızılar meydana getirir. O dertleri, Hak yaratmıştır, insan değil.
  • مدت سالی همی‌‌زایید درد ** دردها را آفریند حق نه مرد
  • Oka hedef olan Amr, o anda korkudan ölürse, yahut ölümüme kadar bedeninde yaralar, bereler vücuda gelir de, 1665
  • زید رامی آن دم ار مرد از وجل ** دردها می‌‌زاید آن جا تا اجل‌‌
  • O ağrılardan, o illetlerden ölürse Zeyd’e; ilk sebepten, ok attığından dolayı katil de!
  • ز آن موالید وجع چون مرد او ** زید را ز اول سبب قتال گو
  • Hepsi, Tanrı’nın icadı ise de o ağrıları Zeyd’e nispet et!
  • آن وجعها را بدو منسوب دار ** گر چه هست آن جمله صنع کردگار
  • Ekin ekmek, nefes almak, tuzak kurmak, çiftleşmek de böyledir. Onların sesleri hep Hakk’a mutîdir (eken, nefes alan, tuzak kuran, çiftleşen kuldur; bitiren, yaşatan, tuzağa düşüren, doğurtan yahut bunların aksini meydana getiren Hak’tır).
  • همچنین کشت و دم و دام و جماع ** آن موالید است حق را مستطاع‌‌