English    Türkçe    فارسی   

1
1713-1722

  • Gayret (kıskançlık) de her şeyden gayrı olan; vasfı söze ve sese sığmayan Tanrı gayretidir (kendisinden başka her şeyi kıskanır).
  • غیرت آن باشد که او غیر همه ست ** آن که افزون از بیان و دمدمه ست‌‌
  • Ah keşke gözyaşım deniz olsaydı da o güzel dilberimin yoluna saçaydım!
  • ای دریغا اشک من دریا بدی ** تا نثار دل بر زیبا بدی‌‌
  • Benim dudum, benim anlayışlı kuşum; düşüncelerimin, sırlarımın tercümanı! 1715
  • طوطی من مرغ زیرکسار من ** ترجمان فکرت و اسرار من‌‌
  • Rızkını vereyim, vermeyeyim... Benim enisimdi. İlk söylenen sözlerden onu hatırlarım benimle ezelî bir âşinadır.
  • هر چه روزی داد و ناداد آیدم ** او ز اول گفته تا یاد آیدم‌‌
  • O öyle bir duduydu ki sesi, vahiden gelirdi; varlığı varlık meydana gelmeden önceydi.
  • طوطیی کاید ز وحی آواز او ** پیش از آغاز وجود آغاز او
  • O dudu, senin içinde gizlidir. Sen, şunda bunda onun aksini görmüşsün.
  • اندرون تست آن طوطی نهان ** عکس او را دیده تو بر این و آن‌‌
  • O, kuş senin neşeni alır, fakat yine sen ondan neşelenirsin. Onun yaptığı zulmü, adalet gibi kabul edersin.
  • می‌‌برد شادیت را تو شاد از او ** می‌‌پذیری ظلم را چون داد از او
  • Ey ten uğruna canını yakıp duran! Canını yaktın, tenini aydınlattın. 1720
  • ای که جان را بهر تن می‌‌سوختی ** سوختی جان را و تن افروختی‌‌
  • Ben yandım, kavını tutuşturmak isteyen bana gelsin, benden tutuştursun da çerçöpü alevlensin, yaksın!
  • سوختم من سوخته خواهد کسی ** تا ز من آتش زند اندر خسی‌‌
  • Kav, ateş alma kabiliyetindendir, şu halde ateşi cezbeden kavı al!
  • سوخته چون قابل آتش بود ** سوخته بستان که آتش کش بود