English    Türkçe    فارسی   

1
2266-2275

  • Sana nur vermesi şöyle dursun... bilâkis kapkara bir hale koyar.
  • نیست چیره چون ترا چیره کند ** نور ندهد مر ترا تیره کند
  • Kendisinin nuru yok, onunla görüşüp konuşanlar nereden nurlanacak?
  • چون و را نوری نبود اندر قران ** نور کی یابند از وی دیگران‌‌
  • Bu çeşit şeyh, gözü akan ve görmeyen kişiye benzer. Gözüne ilâç çeker ama zararlı ilâçtan başka bir şey çekemez ki.
  • همچو اعمش کو کند داروی چشم ** چه کشد در چشمها الا که یشم‌‌
  • Yoksulluk ve meşakkatta bizim halimiz de böyledir. Bize aldanıp da hiçbir konuk gelmez.
  • حال ما این است در فقر و عنا ** هیچ مهمانی مبا مغرور ما
  • On yıllık kıtlığı mücessem olarak görmedinse gözünü aç da bize bak! 2270
  • قحط ده سال ار ندیدی در صور ** چشمها بگشا و اندر ما نگر
  • Görünüşümüz dâvacı adamların içi gibi gönlü kapkara, fakat dili şâşaalı!
  • ظاهر ما چون درون مدعی ** در دلش ظلمت زبانش شعشعی‌‌
  • Tanrı’dan onda ne bir koku var, ne bir eser. Fakat dâvası Şit’ten de ileri, Âdem’den de!
  • از خدا بویی نه او را نی اثر ** دعویش افزون ز شیث و بو البشر
  • Hattâ ona, Şeytan bile kendisini göstermez. Böyle olduğu halde o “Biz Abdallardanız, hattâ daha ileriyiz “ der durur.
  • دیو ننموده و را هم نقش خویش ** او همی‌‌گوید ز ابدالیم و بیش‌‌
  • Kendisini adam sansınlar diye dervişlerin bir hayli sözünü çalmış çırpmıştır.
  • حرف درویشان بدزدیده بسی ** تا گمان آید که هست او خود کسی‌‌
  • Söz söylerken lâfı Bayezid’den ziyade inceler, onu bile kusurlu bulur. Halbuki onun içyüzünden Yezid arlanır. 2275
  • خرده گیرد در سخن بر بایزید ** ننگ دارد از درون او یزید