English    Türkçe    فارسی   

1
2997-3006

  • “Bu üçüncü iğne de neresini dövüyor?” Usta:”Azizim, karnı” dedi.
  • کاین سوم جانب چه اندام است نیز ** گفت این است اشکم شیر ای عزیز
  • Kazvinli “Fena acıyor, iğneyi bu kadar çok batırma, bırak, karınsız olsun” deyince
  • گفت تا اشکم نباشد شیر را ** چه شکم باید نگار سیر را
  • Tellâk şaşırdı, hayli müddet parmağı ağzında kaldı.
  • خیره شد دلاک و بس حیران بماند ** تا به دیر انگشت در دندان بماند
  • İğneyi yere atıp “ Âlemde kimse böyle bir hale düştüm mü ki? 3000
  • بر زمین زد سوزن از خشم اوستاد ** گفت در عالم کسی را این فتاد
  • Kuyruksuz, başsız, karınsız aslanı kim gördü? Tanrı bile böyle bir aslan yaratmamıştır” dedi.
  • شیر بی‌‌دم و سر و اشکم که دید ** این چنین شیری خدا خود نافرید
  • Kardeş, iğne yarasına sabret ki gâvur nefsin iğnesinden kurtulasın.
  • ای برادر صبر کن بر درد نیش ** تا رهی از نیش نفس گبر خویش‌‌
  • Varlıkların kurtulmuş olanlara felek de secde eder, güneş de, ay da.
  • کان گروهی که رهیدند از وجود ** چرخ و مهر و ماهشان آرد سجود
  • Vücudunda nefsi ölen kişinin fermanına güneş de tâbidir, bulut da.
  • هر که مرد اندر تن او نفس گبر ** مر و را فرمان برد خورشید و ابر
  • Gönlü ışık yakmayı, şûlelenmeyi öğrenmiş olan kişiyi güneş bile yakamaz. 3005
  • چون دلش آموخت شمع افروختن ** آفتاب او را نیارد سوختن‌‌
  • Tanrı; doğması, batması muayyen olan güneş hakkında “Doğduğu ve battığı zaman onların mağaralarına vurmaz; o mağara hiç güneş yüzü görmezdi”demiştir.
  • گفت حق در آفتاب منتجم ** ذکر تزاور کذا عن کهفهم‌‌