English    Türkçe    فارسی   

1
3457-3466

  • Mademki ismi okudun; var, müsemmayı da ara. Ayı gökte bil derede değil!
  • اسم خواندی رو مسمی را بجو ** مه به بالا دان نه اندر آب جو
  • Addan ve harften geçmek istersen hemencecik kendini tamamı ile kendinden arıt (yok ol!)
  • گر ز نام و حرف خواهی بگذری ** پاک کن خود را ز خود هین یک سری‌‌
  • Demir gibi demirlikten çık, renksiz bir hale gel. Riyazatta tozsuz passız bir ayna ol!
  • همچو آهن ز آهنی بی‌‌رنگ شو ** در ریاضت آینه‌‌ی بی‌‌زنگ شو
  • Kendini kendi vasıflarından arıt ki asıl kendi sâf, pak zatını göresin. 3460
  • خویش را صافی کن از اوصاف خود ** تا ببینی ذات پاک صاف خود
  • O vakit kitap, müzakereci ve üstat olmaksızın gönlünde peygamberlerin ilimlerini görür bulursun.
  • بینی اندر دل علوم انبیا ** بی‌‌کتاب و بی‌‌معید و اوستا
  • Peygamber “ ümmetimden öyleleri vardır ki onlar, benimle aynı yaratılıştadırlar, benimle aynı himmete sahiptirler.
  • گفت پیغمبر که هست از امتم ** کاو بود هم گوهر و هم همتم‌‌
  • Ben onları hangi nurla görüyorsam onların canları da beni mutlaka aynı nurla görür” dedi.
  • مر مرا ز آن نور بیند جانشان ** که من ایشان را همی‌‌بینم بدان‌‌
  • Bunlar Peygamberi, Sahîhayn kitapları, hadîsler, hadîsi rivayet edenler olmaksızın, bunlara hacet kalmaksızın abıhayat kaynağında (gönüllerinde) görürler.
  • بی‌‌صحیحین و احادیث و رواه ** بلکه اندر مشرب آب حیات‌‌
  • “Kürt olarak yattık” sırrını bil, “ Arap olarak sabahladık” sırrını oku! 3465
  • سر امسینا لکردیا بدان ** راز اصبحنا عرابیا بخوان‌‌
  • Gizli ilme dair bir misal istersen Rum halkıyla Çinlilere ait hikâyeyi söyle:
  • ور مثالی خواهی از علم نهان ** قصه گو از رومیان و چینیان‌‌
  • Rum halkıyla Çinlilerin ressamlıkta bahse girişmeleri
  • قصه‌‌ی مری کردن رومیان و چینیان در علم نقاشی و صورتگری‌‌