English    Türkçe    فارسی   

1
699-708

  • Öbür emir de pusudan çıkageldi. Hilâfet hususunda onun dâvası da bunun dâvası gibiydi.
  • آن امیر دیگر آمد از کمین ** دعوی او در خلافت بد همین‌‌
  • O da koltuğundan bir tomar çıkardı, gösterdi. Her ikisinin de Yahudi kızgınlığı başladı. 700
  • از بغل او نیز طوماری نمود ** تا بر آمد هر دو را خشم جهود
  • Diğer emirler de bir bir katar olup (birbirlerinin ardınca dâvaya kalkışıp) keskin kılıçlar çektiler.
  • آن امیران دگر یک یک قطار ** بر کشیده تیغهای آب دار
  • Her birinin elinde bir kılıç ve bir tomar vardı; sarhoş filler gibi birbirlerine düştüler.
  • هر یکی را تیغ و طوماری به دست ** درهم‌‌افتادند چون پیلان مست‌‌
  • Yüz binlerce Hıristiyan öldü, bu suretle kesik başlardan tepe oldu.
  • صد هزاران مرد ترسا کشته شد ** تا ز سرهای بریده پشته شد
  • Sağdan, soldan sel gibi kanlar aktı. Havaya, dağlarcasına tozlar kalktı.
  • خون روان شد همچو سیل از چپ و راست ** کوه کوه اندر هوا زین گرد خاست‌‌
  • O vezirin ektiği fitne tohumları, onların başlarına afet kesilmişti. 705
  • تخمهای فتنه‌‌ها کاو کشته بود ** آفت سرهای ایشان گشته بود
  • Cevizler kırıldı; içi sağlam olan, kırıldıktan sonra temiz ve lâtif ruha malik oldu.
  • جوزها بشکست و آن کان مغز داشت ** بعد کشتن روح پاک نغز داشت‌‌
  • Ancak ten nakşına ait olan öldürmek ve ölmek, nar ve elmayı kırmak, kesmek gibidir.
  • کشتن و مردن که بر نقش تن است ** چون انار و سیب را بشکستن است‌‌
  • Tatlı olan nardenk şerbeti olur, çürümüş olanın ise bir sesten başka bir şeyi kalmaz.
  • آن چه شیرین است او شد ناردانگ ** و آن که پوسیده ست نبود غیر بانگ‌‌