English    Türkçe    فارسی   

1
705-714

  • O vezirin ektiği fitne tohumları, onların başlarına afet kesilmişti. 705
  • تخمهای فتنه‌‌ها کاو کشته بود ** آفت سرهای ایشان گشته بود
  • Cevizler kırıldı; içi sağlam olan, kırıldıktan sonra temiz ve lâtif ruha malik oldu.
  • جوزها بشکست و آن کان مغز داشت ** بعد کشتن روح پاک نغز داشت‌‌
  • Ancak ten nakşına ait olan öldürmek ve ölmek, nar ve elmayı kırmak, kesmek gibidir.
  • کشتن و مردن که بر نقش تن است ** چون انار و سیب را بشکستن است‌‌
  • Tatlı olan nardenk şerbeti olur, çürümüş olanın ise bir sesten başka bir şeyi kalmaz.
  • آن چه شیرین است او شد ناردانگ ** و آن که پوسیده ست نبود غیر بانگ‌‌
  • Esasen manası olan meydana çıkar; çürümüş olan rüsvay olur, gider.
  • آن چه با معنی است خود پیدا شود ** و آن چه پوسیده ست او رسوا شود
  • Ey surete tapan! Türü, manayı elde etmeye çalış! Çünkü mana suret tenine kanattır. 710
  • رو به معنی کوش ای صورت پرست ** ز آن که معنی بر تن صورت پر است‌‌
  • Mana ehliyle düş, kalk ki hem atâ ve ihsan elde edesin, hem de fetâ olasın.
  • همنشین اهل معنی باش تا ** هم عطا یابی و هم باشی فتا
  • Bu cisimde manasız can; hilâfsız, kılıf içinde tahta kılıç gibidir.
  • جان بی‌‌معنی در این تن بی‌‌خلاف ** هست همچون تیغ چوبین در غلاف‌‌
  • Kılıfta bulundukça kıymetlidir. Çıkınca yakmaya yarar bir alet olur.
  • تا غلاف اندر بود با قیمت است ** چون برون شد سوختن را آلت است‌‌
  • Tahta kılıcı muharebeye götürme, ah-ü figane düşmemek için önce bir kere kontrol et;
  • تیغ چوبین را مبر در کارزار ** بنگر اول تا نگردد کار زار