English    Türkçe    فارسی   

2
1152-1161

  • En aşağı bir baykuş, onun beynine vursa ona padişahtan yardımcı gelecek ha! Hani, nerede?” demekteydi.
  • کمترین جغد ار زند بر مغز او ** مر و را یاری‏گری از شاه کو
  • Doğan dedi ki: “ Benim bir tüyüm bile kopsa padişah, baykuş yuvasının kökünü kazır.
  • گفت باز ار یک پر من بشکند ** بیخ جغدستان شهنشه بر کند
  • Baykuş kim oluyor ki? Bir doğan bile beni incitir, gönlümü kırar, bana cefa ederse,
  • جغد چه بود خود اگر بازی مرا ** دل برنجاند کند با من جفا
  • Padişah; her yokuşta her inişte doğan başlarından harmanlar yapar, tepeler yüceltir. 1155
  • شه کند توده به هر شیب و فراز ** صد هزاران خرمن از سرهای باز
  • Benim bekçim, onun inayetleridir. Nereye varırsam padişah arkamdadır.
  • پاسبان من عنایات وی است ** هر کجا که من روم شه در پی است‏
  • Hayalim, padişahın gönlündedir. O, bensiz duramaz.
  • در دل سلطان خیال من مقیم ** بی‏خیال من دل سلطان سقیم‏
  • Padişah beni uçurunca onun ziyası gibi gönül yücelerinde uçarım.
  • چون بپراند مرا شه در روش ** می‏پرم بر اوج دل چون پرتوش‏
  • Ay gibi güneş gibi uçup gök perdelerini aşarım.
  • همچو ماه و آفتابی می‏پرم ** پرده‏های آسمانها می‏درم‏
  • Akılların aydınlığı, benim fikrimden; göklerin halk edilmesi, benim yüzümdendir. 1160
  • روشنی عقلها از فکرتم ** انفطار آسمان از فطرتم‏
  • Öyle bir doğanım ki Hüma bile bana hayran olur. Baykuş kim oluyor ki sırımı bilsin.
  • بازم و حیران شود در من هما ** جغد که بود تا بداند سر ما