English    Türkçe    فارسی   

2
13-22

  • Baki nur, aşağılık dünyanın ardındadır. Saf süt, kan nehirlerinin ardındadır.
  • نور باقی پهلوی دنیای دون ** شیر صافی پهلوی جوهای خون‏
  • Oraya ihtiyarsız bir attın mı sütün karışır, kan haline gelir.
  • چون در او گامی زنی بی‏احتیاط ** شیر تو خون می‏شود از اختلاط
  • Âdem peygamber, nefis zevkine bir adım attı, cennetin başköşesinden ayrılma zinciri, boğazına geçti. 15
  • یک قدم زد آدم اندر ذوق نفس ** شد فراق صدر جنت طوق نفس‏
  • Melek, Şeytandan kaçar gibi ondan kaçmaya başladı. Bir lokma ekmek için ne kadar gözyaşı döktü.
  • همچو دیو از وی فرشته می‏گریخت ** بهر نانی چند آب چشم ریخت‏
  • Gerçi cüret ettiği suç bir kıl kadardı. Fakat o kıl iki gözde bitmişti.
  • گر چه یک مو بد گنه کاو جسته بود ** لیک آن مو در دو دیده رسته بود
  • Âdem, kadim nur’un gözüydü. Gözde kıl, büyük bir dağ kesilir.
  • بود آدم دیده‏ی نور قدیم ** موی در دیده بود کوه عظیم‏
  • Eğer Âdem, o hususta meşverette bulunsaydı pişman olup özürler serdetmezdi.
  • گر در آن آدم بکردی مشورت ** در پشیمانی نگفتی معذرت‏
  • Çünkü bir akıl, başka bir akılla birleşti mi; kötü işe, kötü söze mani olur. 20
  • ز آن که با عقلی چو عقلی جفت شد ** مانع بد فعلی و بد گفت شد
  • Fakat nefis, başka bir nefisle dost olursa cüzi akıl muattal olur, bir işe yaramaz.
  • نفس با نفس دگر چون یار شد ** عقل جزوی عاطل و بی‏کار شد
  • Yalnızlıktan ümitsizliğe düşünce güneş gibi bir sevgilinin gölgesi altına gir.
  • چون ز تنهایی تو نومیدی شوی ** زیر سایه‏ی یار خورشیدی شوی‏