English    Türkçe    فارسی   

2
1467-1476

  • Benim iki kulum var. Onlar hor hakir kişilerdir ama ikisi de sana hükmederler, ikisi de emrederler” dedi.
  • من دو بنده دارم و ایشان حقیر ** و آن دو بر تو حاکمانند و امیر
  • Padişah “Bu söz hatalı bir söz. O iki kul kimler ?” deyince, şeyh “ Birisi kızmak, öbürü şehvet” dedi.
  • گفت شه آن دو چه‏اند این زلت است ** گفت آن یک خشم و دیگر شهوت است‏
  • Padişahlıktan feragat edeni padişah bil. Onun nuru ayla güneş olmaksızın da parlar durur.
  • شاه آن دان کاو ز شاهی فارغ است ** بی‏مه و خورشید نورش بازغ است‏
  • Mahzene sahip olan, zatı mahzen olmuş kişidir. Varlığa, mağlûp olan, varlığa düşman olan kişidir. 1470
  • مخزن آن دارد که مخزن ذات اوست ** هستی او دارد که با هستی عدوست‏
  • Lokman’ın efendisi, görünüşte onun efendisiydi ama hakikatte Lokman’ın kuluydu.
  • خواجه‏ی لقمان به ظاهر خواجه‏وش ** در حقیقت بنده، لقمان خواجه‏اش‏
  • Bu ters dünyada benzerler pek çoktur. Onların nazarında bir gevher, çöp parçasından da bayağıdır.
  • در جهان باژگونه زین بسی است ** در نظرشان گوهری کم از خسی است‏
  • Her çöle, geçip kurtulunacak yer adı verilmiştir. Ad ve suret, halkın akıllarına tuzaktır.
  • مر بیابان را مفازه نام شد ** نام و رنگی عقلشان را دام شد
  • Bir güruhu, elbisesi tanıtır. Onu o libasla görünce avamdan derler.
  • یک گره را خود معرف جامه است ** در قبا گویند کاو از عامه است‏
  • Mürailik sureti de bir güruhun adını zâhitliğe çıkarmıştır. Hâlbuki kendisi riyaya boğulmuştur. 1475
  • یک گره را ظاهر سالوس زهد ** نور باید تا بود جاسوس زهد
  • Taklitten, kapıp kaçmadan arınmış nur gerek ki, onu, sözünü dinlemeden, işini görmeden tanısın.
  • نور باید پاک از تقلید و غول ** تا شناسد مرد را بی‏فعل و قول‏