English    Türkçe    فارسی   

2
1475-1484

  • Mürailik sureti de bir güruhun adını zâhitliğe çıkarmıştır. Hâlbuki kendisi riyaya boğulmuştur. 1475
  • یک گره را ظاهر سالوس زهد ** نور باید تا بود جاسوس زهد
  • Taklitten, kapıp kaçmadan arınmış nur gerek ki, onu, sözünü dinlemeden, işini görmeden tanısın.
  • نور باید پاک از تقلید و غول ** تا شناسد مرد را بی‏فعل و قول‏
  • Bu nura sahip olan, akıl yoluyla onun kalbine girer, nakdini görür, nakil ve rivayete bağlanmaz.
  • در رود در قلب او از راه عقل ** نقد او بیند نباشد بند نقل‏
  • Gaybı adamakıllı bilen Allah’ın has kulları can âleminde kalp casuslarıdır.
  • بندگان خاص علام الغیوب ** در جهان جان جواسیس القلوب‏
  • Hayal gibi gönle girerler. Gizli şey ve hal, onların önünde apaçıktır.
  • در درون دل در آید چون خیال ** پیش او مکشوف باشد سر حال‏
  • Serçenin vücudunda ne kuvvet, ne kudret vardır ki sırrı, doğanın aklından gizli kalsın? 1480
  • در تن گنجشک چه بود برگ و ساز ** که شود پوشیده آن بر عقل باز
  • Allah sırlarına vakıf olan kişinin önünde mahlûkatın sırrı nedir ki?
  • آن که واقف گشت بر اسرار هو ** سر مخلوقات چه بود پیش او
  • Göklere çıkan adama yeryüzünde yürümek güç gelir mi?
  • آن که بر افلاک رفتارش بود ** بر زمین رفتن چه دشوارش بود
  • Be zalim, Davut’un elinde demir mum haline gelir, erirdi, artık onun avucunda mum ne oluyor?
  • در کف داود کاهن گشت موم ** موم چه بود در کف او ای ظلوم‏
  • Lokman, kul şeklinde bir efendiydi. Kulluğu, yalnız zahiri bir görünüşten ibaretti.
  • بود لقمان بنده شکلی خواجه‏ای ** بندگی بر ظاهرش دیباجه‏ای‏