English    Türkçe    فارسی   

2
1828-1837

  • Allah da önce gönlü kan eder, hor hakir gözyaşıyla yıkar, sonra o gönle sırları kaydeder.
  • خون کند دل را و اشک مستهان ** بر نویسد بر وی اسرار آن گهان‏
  • Yıkamakla, o levhi bir defter yapmak istediklerini bilmek, anlamak gerek.
  • وقت شستن لوح را باید شناخت ** که مر آن را دفتری خواهند ساخت‏
  • Bir evin temelini atacakları vakit oradaki eski ve evvelki yapıyı yıkarlar. 1830
  • چون اساس خانه‏ای می‏افگنند ** اولین بنیاد را بر می‏کنند
  • Sonunda arı duru su çıkarmak için önce yerden toprak çıkarırlar.
  • گل بر آرند اول از قعر زمین ** تا به آخر بر کشی ماء معین‏
  • Çocuklar, hacamattan ağlarlar. Çünkü işin hikmetini bilmezler ki.
  • از حجامت کودکان گریند زار ** که نمی‏دانند ایشان سر کار
  • Hâlbuki adam, hacamatçıya para verir, kan içen hançere iltifatlarda bulunur.
  • مرد خود زر می‏دهد حجام را ** می‏نوازد نیش خون آشام را
  • Hamal ağır yükün altına koşar, yükü, başkalarından kapar.
  • می‏دود حمال زی بار گران ** می‏رباید بار را از دیگران‏
  • Yük için hamalların savaşlarına bak. Din işinde çalışma da böyledir. 1835
  • جنگ حمالان برای بار بین ** این چنین است اجتهاد کار بین‏
  • Rahatın aslı zahmet olduğu gibi acılıklar da nimetin önüdür.
  • چون گرانیها اساس راحت است ** تلخها هم پیشوای نعمت است‏
  • Cennet, hoşumuza gitmeyen şeylerle kaplanmış, cehennem de zevkimize giden şeylerle dolmuştur.
  • حفت الجنة بمکروهاتنا ** حفت النیران من شهواتنا