English    Türkçe    فارسی   

2
2095-2104

  • Calinus, eshabına “Bana filân ilâcı verin” dedi. 2095
  • گفت جالینوس با اصحاب خود ** مر مرا تا آن فلان دارو دهد
  • İçlerinden birisi dedi ki: “Ey her fenni bilen üstat, bu ilâcı delilik için verirler.
  • پس بدو گفت آن یکی ای ذو فنون ** این دوا خواهند از بهر جنون‏
  • Delilikse, senin aklından uzak. Bu sözü bir daha söyleme!” Calinus, Bana bir deli baktı.
  • دور از عقل تو این دیگر مگو ** گفت در من کرد یک دیوانه رو
  • Bir müddet güzelce yüzümü seyretti. Bana göz kırptı; sonra yenimi yakamı yırttı.
  • ساعتی در روی من خوش بنگرید ** چشمکم زد آستین من درید
  • Eğer benim, onunla bir münasebetim olmasaydı o çirkin suratlı nasıl olur da bana yüz çevirirdi?
  • گر نه جنسیت بدی در من از او ** کی رخ آوردی به من آن زشت رو
  • Eğer bende kendisiyle bir cinsiyet, bir münasebet görmeseydi nasıl olur da bana gelip çatardı? Nasıl olur da kendi cinsinden olmayana musallat olurdu? 2100
  • گر ندیدی جنس خود کی آمدی ** کی به غیر جنس خود را بر زدی‏
  • İki kişi birbiriyle uzlaştı, birbirine sataştı mı, hiç şüphe yok, aralarında bir kadr-i müşterek vardır.
  • چون دو کس بر هم زند بی‏هیچ شک ** در میانشان هست قدر مشترک‏
  • Kuş ancak kendi cinsinden olan kuşlarla uçar. Kendi cinsinden olmayanla sohbet âdeta mezara girmedir” diye cevap verdi.
  • کی پرد مرغی مگر با جنس خود ** صحبت ناجنس گور است و لحد
  • Bir kuşun kendi cinsinden olmayan bir kuşla uçup yayılmasındaki sebep
  • سبب پریدن و چریدن مرغی با مرغی که جنس او نبود
  • Bir hakîm dedi ki: “Yazıda bir kargayla bir leyleğin beraberce koşup uçmakta olduğunu gördüm.
  • آن حکیمی گفت دیدم هم تکی ** در بیابان زاغ را با لکلکی‏
  • Hayret ettim, bakalım aralarındaki kadr-i müştereke ait emare bulabilir miyim, diye hallerini araştırmaya koyuldum.
  • در عجب ماندم بجستم حالشان ** تا چه قدر مشترک یابم نشان‏