English    Türkçe    فارسی   

2
2457-2466

  • “Acaba sen bir çeşit dua mı ettin, bilmeyerek bir zehirli aş mı yedin?
  • که مگر نوعی دعایی کرده‏ای ** از جهالت زهربایی خورده‏ای‏
  • Hele bir hatırla bakayım, nefsin, hilesinden coşunca ne çeşit duada bulundun?”
  • یاد آور چه دعا می‏گفته‏ای ** چون ز مکر نفس می‏آشفته‏ای‏
  • Hasta “ Hiç hatırıma gelmiyor. Himmet et de hatırlayayım” dedi.
  • گفت یادم نیست الا همتی ** دار با من یادم آید ساعتی‏
  • Mustafa’nın nur bağışlayan huzuru hürmetine duayı hatırladı. 2460
  • از حضور نور بخش مصطفا ** پیش خاطر آمد او را آن دعا
  • Her yanı aydınlatan Peygamber’in himmeti, ona hatırlayamadığını hatırlattı.
  • همت پیغمبر روشن‏کده ** پیش خاطر آمدش آن گم شده‏
  • Hakla bâtıl arasını ayırt eden aydınlık, gönülden gönle açılmış olan pencereden parladı.
  • تافت ز آن روزن که از دل تا دل است ** روشنی که فرق حق و باطل است‏
  • Dedi ki: “Ya Resulallah, bir hezeyandır ettim, şimdicek duamı hatırladım.
  • گفت اینک یادم آمد ای رسول ** آن دعا که گفته‏ام من بو الفضول‏
  • Daima günaha giriftar olup duruyordum. Denize düşenin yılana sarılması gibi önüme ne gelirse sarılıyordum.
  • چون گرفتار گنه می‏آمدم ** غرقه دست اندر حشایش می‏زدم‏
  • Sen, suçluları çok şiddetli azaplarla tehdit etmiştin. 2465
  • از تو تهدید و وعیدی می‏رسید ** مجرمان را از عذاب بس شدید
  • Istıraba düştüm, çarem kalmadı. Bağ pek sıkı, kilit kapalıydı.
  • مضطرب می‏گشتم و چاره نبود ** بند محکم بود و قفل ناگشود