English    Türkçe    فارسی   

2
2683-2692

  • Tene hizmet ederse eşektir. Can denizine dalarsa inci bulur.
  • گر کند او خدمت تن هست خر ** ور رود در بحر جان یابد گهر
  • Gerçi bu ikisi birbirine aykırı, hayır ve şerdir ama ikisi de bir iş başındadır.
  • گر چه این دو مختلف خیر و شراند ** لیک این هر دو به یک کار اندراند
  • Peygamberler, ibadetlerini arz ederler, düşmanlar şehvetlerini. 2685
  • انبیا طاعات عرضه می‏کنند ** دشمنان شهوات عرضه می‏کنند
  • Ben iyiyi nasıl kötüleştirebilirim? Tanrı değilim ya! Ben bir davetçiyim, onları yaratan değil!
  • نیک را چون بد کنم یزدان نی‏ام ** داعیم من خالق ایشان نی‏ام‏
  • Güzeli çirkin yapabilir miyim? Rab değilim ki. Güzele çirkine bir aynayım.
  • خوب را من زشت سازم رب نه‏ام ** زشت را و خوب را آیینه‏ام‏
  • Hintli, bu, adamı kara suratlı gösteriyor diye aynayı yaktı.
  • سوخت هندو آینه از درد را ** کاین سیه رو می‏نماید مرد را
  • O beni gammaz yaptı, çirkin kimdir, güzel kim? Söyleyeyim diye o, beni doğru sözlü etti.
  • او مرا غماز کرد و راست گو ** تا بگویم زشت کو و خوب کو
  • Ben şahidim, şahidi zindana atmak nerede görülmüş? Zindan ehli değilim. Tanrı şahidimdir. 2690
  • من گواهم بر گوا زندان کجاست ** اهل زندان نیستم ایزد گواست‏
  • Ben de nerede meyveli bir ağaç görürsem onu dadı gibi besler, yetiştiririm.
  • هر کجا بینم نهال میوه‏دار ** تربیتها می‏کنم من دایه‏وار
  • Fakat nerede bir acı ve kuru ağaç görürsem fışkı, miskten kurtulsun diye keserim.
  • هر کجا بینم درخت تلخ و خشک ** می‏برم تا وارهد از پشک مشک‏