English    Türkçe    فارسی   

2
2971-2980

  • Çocuğun fark ve temyiz sahibi olmasını cidden istiyorsan, ey Musa’nın anası, hemen şimdi onu emzir de,
  • گر تو بر تمییز طفلت مولعی ** این زمان یا ام موسی ارضعی‏
  • Anasının sütündeki lezzeti anlasın, yaratılışı kötü dadılara teslim olmasın.
  • تا ببیند طعم شیر مادرش ** تا فرو ناید بدایه‏ی بد سرش‏
  • Devesini arayan adamın hikâyesinin faydası
  • شرح فایده‏ی حکایت آن شخص شتر جوینده‏
  • Ey itimada lâyık adam, sen bir deve kaybetmişsin, herkes sana devenden bir nişan vermekte.
  • اشتری گم کرده‏ای ای معتمد ** هر کسی ز اشتر نشانت می‏دهد
  • Sen devenin nerede olduğunu bile bilmiyorsun ama o söylenen nişanların yanlış olduğunu biliyorsun.
  • تو نمی‏دانی که آن اشتر کجاست ** لیک دانی کاین نشانیها خطاست‏
  • Devesini kaybetmeyen de taklitle devesini kaybeden kişi gibi bir deve arar. 2975
  • و انکه اشتر گم نکرد او از مری ** همچو آن گم کرده جوید اشتری‏
  • “ Ben de devemi kaybettim. Kim bulursa müjdesini vereceğim” der.
  • که بلی من هم شتر گم کرده‏ام ** هر که یابد اجرتش آورده‏ام‏
  • Deve aramakta seninle yoldaşlık eder, deveye tamah ettiğinden böyle bir oyuna girişir.
  • تا در اشتر با تو انبازی کند ** بهر طمع اشتر این بازی کند
  • Sen, kime “ Bu söylediklerin yanlış” dersen o da sana uyup aynı sözü söyler.
  • هر چه را گویی خطا بود آن نشان ** او به تقلید تو می‏گوید همان‏
  • O, yanlış nişaneyle doğrusunu ayırt edemez ama senin sözün, o mukallidin aşasıdır, ona dayanır.
  • او نشان کژ بنشناسد ز راست ** لیک گفتت آن مقلد را عصاست‏
  • Doğru ve benzer bir nişane verirlerse inanırsın, şüphen kalmaz. 2980
  • چون نشان راست گویند و شبیه ** پس یقین گردد ترا لا ریب فیه‏