English    Türkçe    فارسی   

2
3571-3580

  • Fakat midende temiz de pis murdar bir hale geliyorsa boğazını kilitle, anahtarı da sakla.
  • چون که در معده شود پاکت پلید ** قفل نه بر حلق و پنهان کن کلید
  • Lokma, kimde ululuk nuru haline gelirse ne dilerse yesin... Ona helâl!
  • هر که در وی لقمه شد نور جلال ** هر چه خواهد تا خورد او را حلال‏
  • Doğruluğuna kendisi tanık olan iddia
  • بیان دعویی که عین آن دعوی گواه صدق خویش است‏
  • Eğer benim canıma âşina isen bilirsin ki şu manalı sözüm boş dâva değildir.
  • گر تو هستی آشنای جان من ** نیست دعوی گفت معنی لان من‏
  • Gece yarısında bile senin yanındayım; kendine gel... Geceleyin korkma; ben senin adamınım, hısmınım dersem,
  • گر بگویم نیم شب پیش توام ** هین مترس از شب که من خویش توام‏
  • Bu iki iddia da, eğer hısımlarının sesini tanırsan sence doğrudur. 3575
  • این دو دعوی پیش تو معنی بود ** چون شناسی بانگ خویشاوند خود
  • Yanında olmak da, hısmın bulunmak da iddiadır ama iyi anlayan kişiye göre ikisi de mânadan ibarettir ve doğrudur.
  • پیشی و خویشی دو دعوی بود لیک ** هر دو معنی بود پیش فهم نیک‏
  • Sesinin yakından gelişi de şehadet eder ki bu nefes, bir sevgilinin yanından gelmekte.
  • قرب آوازش گواهی می‏دهد ** کاین دم از نزدیک یاری می‏جهد
  • Hısımların seslerindeki tat da o hısmın doğruluğuna şahittir.
  • لذت آواز خویشاوند نیز ** شد گوا بر صدق آن خویش عزیز
  • Fakat Allah ilhamına mazhar olmayan ve bilgisizliğinden yabancı sesiyle akraba sesini birbirinden ayırt edemeyen ahmağa göre,
  • باز بی‏الهام احمق کاو ز جهل ** می‏نداند بانگ بیگانه ز اهل‏
  • Bu adamın sözü dâvadan ibarettir. Bu ahmağın bilgisizliği, inkârına sebep olur. 3580
  • پیش او دعوی بود گفتار او ** جهل او شد مایه‏ی انکار او