English    Türkçe    فارسی   

2
361-370

  • Ben kerem sahibiyim. Tamaha düşüp ağlasın diye mahlûka ekmek gösteririm.
  • من کریمم نان نمایم بنده را ** تا بگریاند طمع آن زنده را
  • Ana, çocuk uyansın da gıdasını istesin diye çocuğun burnunu ovar.
  • بینی طفلی بمالد مادری ** تا شود بیدار واجوید خوری‏
  • Çünkü çocuğun, açlığından haberi olmaz, uyuyakalır. Fakat süt muhabbeti, ananın iki memesini de ağrıtmaya başlar.
  • کاو گرسنه خفته باشد بی‏خبر ** و آن دو پستان می‏خلد زو مهر در
  • “Ben gizli rahmet olan bir hazineydim, hidayete erişmiş bir ümmet gönderdim.”
  • کنت کنزا رحمة مخفیة ** فابتعثت أمة مهدیة
  • Can ve gönülle dilediğim bütün keremleri sana Allah gösterdi de sen onlara tamah ettin. 365
  • هر کراماتی که می‏جویی به جان ** او نمودت تا طمع کردی در آن‏
  • Ahmet, ümmetler “ Yarab” desinler diye dünyada nice put kırdı.
  • چند بت بشکست احمد در جهان ** تا که یا رب گوی گشتند امتان‏
  • Ahmet’in çalışması olmasaydı sen de ataların gibi puta tapardın.
  • گر نبودی کوشش احمد تو هم ** می‏پرستیدی چو اجدادت صنم‏
  • Ahmet’in ümmetler üzerindeki hakkını bil, başın puta secde etmekten, bunu bilesin diye kurtuldu.
  • این سرت وارست از سجده‏ی صنم ** تا بدانی حق او را بر امم‏
  • Söylersen bu puta tapmadan kurtulmanın şükrünü söyle de Allah, seni bâtın putundan da kurtarsın.
  • گر بگویی شکر این رستن بگو ** کز بت باطن همت برهاند او
  • O, nasıl, başını putlardan kurtardıysa sende o kuvvetle gönlünü kurtar. 370
  • مر سرت را چون رهانید از بتان ** هم بدان قوت تو دل را وارهان‏