English    Türkçe    فارسی   

2
3676-3685

  • Bir tek adam olduğu halde bak, yüz binlerce adı var. Bir vasfını bilen öbüründen âmadır, öbür vasfını bilmeyebilir.
  • صد هزاران نام و او یک آدمی ** صاحب هر وصفش از وصفی عمی‏
  • Kim, bu ad doğru ad diye isme yapışır. Onu arasa senin gibi ümitsizliğe düşer, perişan olur.
  • هر که جوید نام اگر صاحب ثقه است ** همچو تو نومید و اندر تفرقه است‏
  • Niye bu ağacın adına yapışırsın da dili, damağı acı, talihsiz bir hale düşersin?
  • تو چه بر چفسی بر این نام درخت ** تا بمانی تلخ کام و شور بخت‏
  • Addan geç, sıfatına bak da sıfatlar, seni zata ulaştırsın.
  • در گذر از نام و بنگر در صفات ** تا صفاتت ره نماید سوی ذات‏
  • Halkın ihtilâfı addan meydana gelir. Fakat manaya ulaşınca rahatlaşırlar. 3680
  • اختلاف خلق از نام اوفتاد ** چون به معنی رفت آرام اوفتاد
  • Birbirlerinin dediğini anlamayan dört kişinin üzüm için kavgaya tutuşmaları
  • منازعت چهار کس جهت انگور که هر یکی به نام دیگر فهم کرده بود آن را
  • Adamın biri, dört kişiye bir dirhem verdi, Adamlardan birisi “Ben bu parayı “engûr’a” vereceğim” dedi.
  • چار کس را داد مردی یک درم ** آن یکی گفت این به انگوری دهم‏
  • Öbürü Arap’tı, Lâ dedi, Ben “İnep” isterim herif, engûr istemem.”
  • آن یکی دیگر عرب بد گفت لا ** من عنب خواهم نه انگور ای دغا
  • Üçüncü Türk’tü, “Bu para benim “ dedi, “Ben inep istemem, üzüm isterim.”
  • آن یکی ترکی بدو گفت ای گزم ** من نمی‏خواهم عنب خواهم ازم‏
  • Dördüncüde Rum’du, dedi ki: “Bırak bu lâfları, biz İstafil isteriz.”
  • آن یکی رومی بگفت این قیل را ** ترک کن خواهیم استافیل را
  • Derken savaşa başladılar. Çünkü adların sırrından gafildiler. 3685
  • در تنازع آن نفر جنگی شدند ** که ز سر نامها غافل بدند