English    Türkçe    فارسی   

2
710-719

  • Ey kendi aklına âşık olan ve kendisine surette tapanlardan üstün gören! 710
  • ای که تو هم عاشقی بر عقل خویش ** خویش بر صورت پرستان دیده بیش‏
  • Hissine hâkim olan, akıl ziyasıdır. Bunu, bakırının üstündeki altın bil.
  • پرتو عقل است آن بر حس تو ** عاریت میدان ذهب بر مس تو
  • İnsanlardaki güzellik, altın yaldızdır. Öyle olmasaydı nasıl olurdu da sevgilin kart bir eşek haline gelirdi?
  • چون زر اندود است خوبی در بشر ** ور نه چون شد شاهد تو پیر خر
  • Melek gibiyken Şeytana döndü ya. Elbette çünkü o güzellik ona ariyetti.
  • چون فرشته بود همچون دیو شد ** کان ملاحت اندر او عاریه بد
  • O güzelliği yavaş ,yavaş alıyor, taze fidan gitgide kuruyor. ,
  • اندک اندک می‏ستانند آن جمال ** اندک اندک خشک می‏گردد نهال‏
  • Var, “Yaşattıkça kuvvetlerini azaltır” ayetini oku da gönül iste, kemiğe gönül verme. 715
  • رو نعمره ننکسه بخوان ** دل طلب کن دل منه بر استخوان‏
  • Çünkü o gönül güzelliği, baki güzelliktir. O güzellik devleti, Abıhayata sâkidir.
  • کان جمال دل جمال باقی است ** دولتش از آب حیوان ساقی است‏
  • Esasen abıhayat da kendisidir, saki de kendisi, sarhoş da. Tılsımın bozuldu mu üçü birleşir.
  • خود هم او آب است و هم ساقی و مست ** هر سه یک شد چون طلسم تو شکست‏
  • Fakat bu birliği kıyas yoluyla bilemezsin. Kulluk et ey kendini bilmez, saçma sapan söylenme.
  • آن یکی را تو ندانی از قیاس ** بندگی کن ژاژ کم خا ناشناس‏
  • Senin mana sandığın surettir, eğretidir. Sen kendince övünüp seviniyorsun!
  • معنی تو صورت است و عاریت ** بر مناسب شادی و بر قافیت‏