English    Türkçe    فارسی   

2
72-81

  • Gönül aynası saf ve pak bir hale gelince sudan, topraktan hariç suretler görürsün.
  • آینه‏ی دل چون شود صافی و پاک ** نقشها بینی برون از آب و خاک‏
  • Nakşı da müşahede edersin, nakkaşı da. Devlet yaygısını da, onu döşeyeni de.
  • هم ببینی نقش و هم نقاش را ** فرش دولت را و هم فراش را
  • Sevgilimin hayali bana Halil gibidir. Sureti put ama manası putları kırmakta.
  • چون خلیل آمد خیال یار من ** صورتش بت معنی او بت شکن‏
  • Allah’a şükür olsun ki o zahir olunca can, onun hayalinden, kendi hayalini gördü. 75
  • شکر یزدان را که چون شد او پدید ** در خیالش جان خیال خود بدید
  • Kapısının toprağı, gönlümü teshir etti. Senin toprağına karşı ululananın toprak başına.
  • خاک درگاهت دلم را می‏فریفت ** خاک بر وی کاو ز خاکت می‏شکیفت‏
  • Dedim ki; Eğer güzelsem bu güzelliği onun lütfu olarak kabul ederim. Değilsem zaten çirkinlikler bile bana güler!
  • گفتم ار خوبم پذیرم این از او ** ور نه خود خندید بر من زشت رو
  • Çaresi şu: Kendime bakayım kendime çeki düzen vereyim. Bakalım, ona lâyık mıyım, değil miyim?
  • چاره آن باشد که خود را بنگرم ** ور نه او خندد مرا من کی خرم‏
  • O güzeldir, güzelliği sever. Taze bir delikanlı, kart bir ihtiyarı nasıl seçer?
  • او جمیل است و محب للجمال ** کی جوان نو گزیند پیر زال‏
  • Şunu bil ki güzel, güzeli cezbeder. “ Temizler, temizler içindir” ayetini oku! 80
  • خوب خوبی را کند جذب این بدان ** طیبات و طیبین بر وی بخوان‏
  • Âlem de her şey, bir şey cezbeder. Sıcak sıcağı çeker, soğuk soğuğu.
  • در جهان هر چیز چیزی جذب کرد ** گرم گرمی را کشید و سرد سرد