English    Türkçe    فارسی   

3
1124-1133

  • Bu yolda, aslı o âlemden olan bir bilgi gerek. Zira her feri, aslında yol gösterir.
  • دانشی باید که اصلش زان سرست ** زانک هر فرعی به اصلش رهبرست
  • Her kanat, denizi aşacak kudrete nereden sahip olacak? Allah bilgisi gerek ki insanı Allah’a ulaştırsın. 1125
  • هر پری بر عرض دریا کی پرد ** تا لدن علم لدنی می‌برد
  • Şu halde adama sonunda gönülden silinip arıtılması lâzım olan bilgiyi neye öğretirsin?
  • پس چرا علمی بیاموزی به مرد ** کش بباید سینه را زان پاک کرد
  • Öyleyse bu âlemde ileri gitmeye heves etme, topal ol da geri dönerken en öne düş.
  • پس مجو پیشی ازین سر لنگ باش ** وقت وا گشتن تو پیش آهنگ باش
  • Ey nazik adam, ileri giden son gelenlerden ol. Taze ve turfanda meyve, ağaca nazaran daha ileridedir, derecesi daha üstündür.
  • آخرون السابقون باش ای ظریف ** بر شجر سابق بود میوه‌ی طریف
  • Gerçi meyve ağaçtan sonra vücuda gelir, fakat hakikatte evvel odur, çünkü ağaçtan maksat odur.
  • گرچه میوه آخر آید در وجود ** اولست او زانک او مقصود بود
  • Melekler gibi "Bizim bilgimiz yok" de de, “Ancak senin bildirdiğin bilgiyi biliriz” sırrı elini tutsun. 1130
  • چون ملایک گوی لا علم لنا ** تا بگیرد دست تو علمتنا
  • Bu mektep de hecelemeyi bilmezsen Ahmed gibi akıl ve irfan nuriyle dolarsın.
  • گر درین مکتب ندانی تو هجا ** همچو احمد پری از نور حجی
  • Şehirlerde ad san sahibi olmazsan, Allah kullarının halini daha iyi bilir ya, kaybolmazsın, merak etme.
  • گر نباشی نامدار اندر بلاد ** گم نه‌ای الله اعلم بالعباد
  • Altın definesini bilinmeyen viranelere gizlerler?
  • اندر آن ویران که آن معروف نیست ** از برای حفظ گنجینه‌ی زریست