English    Türkçe    فارسی   

3
1571-1580

  • “A kahpe inat mı ediyorsun? Halimde ki kırgınlığı, tir tir titrediğimi görmüyor musun?
  • گفتش ای غر تو هنوزی در لجاج ** می‌نبینی این تغیر و ارتجاج
  • Körsen benim ne cürmüm var? Ben kendi derdime düştüm, bu gussadan perişan bir haldeyim zaten” dedi.
  • گر تو کور و کر شدی ما را چه جرم ** ما درین رنجیم و در اندوه و گرم
  • Kadın “ Hocam, ayna getireyim de bak… Benim bir suçum var mı, yalan söylüyor muyum, anla” dediyse de hoca,
  • گفت ای خواجه بیارم آینه ** تا بدانی که ندارم من گنه
  • “Git, aynan da batsın, sen de bat. Zaten daima bana buğzetmede, daima bana kin gütmede, benimle inat edip durmadasın sen.
  • گفت رو مه تو رهی مه آینت ** دایما در بغض و کینی و عنت
  • Yatağı yay, yorganı getir… Ben yatayım hele… Başım ağırlaştı” dedi. 1575
  • جامه‌ی خواب مرا زو گستران ** تا بخسپم که سر من شد گران
  • Kadın biraz duraklayınca “Hadi behey düşman senin lâyığın bu laf, durmasana” diye bağırmaya başladı.
  • زن توقف کرد مردش بانگ زد ** کای عدو زوتر ترا این می‌سزد
  • Hocanın, vehminden yatağa, yorgana düşmesi ve hastayım diye vehimlenerek inlemeye başlaması
  • در جامه‌ی خواب افتادن استاد و نالیدن او از وهم رنجوری
  • Kocakarı, yatak yorgan getirip döşedi. “İçi vehim ateşiyle dolu, imkân yok.
  • جامه خواب آورد و گسترد آن عجوز ** گفت امکان نه و باطن پر ز سوز
  • Bir şey söylesem beni itham edecek. Fakat söylemesem de bu hastalık sahiden hastalık haline gelecek.
  • گر بگویم متهم دارد مرا ** ور نگویم جد شود این ماجرا
  • Kötüye yorma, vehimlenme, insanı hiçbir hastalığı yokken hasta eder.
  • فال بد رنجور گرداند همی ** آدمی را که نبودستش غمی
  • Kabul edilmesi farz olan Peygamber hadisidir bu: Hasta değilken kendinizi hasta gösterirseniz sahiden hastalanırsınız. 1580
  • قول پیغامبر قبوله یفرض ** ان تمارضتم لدینا تمرضوا