English    Türkçe    فارسی   

3
1761-1770

  • Uykudan uyanınca senden gitmiş olan akıl ve duyguyu yine sana iade eder.
  • آن زمانی که در آیی تو ز خواب ** هوش و حس رفته را خواند شتاب
  • Buna bak da ölünce de bil ki onlar kaybolmaz, Allah geri gel diye ferman etti mi gelirler.
  • تا بدانی کان ازو غایب نشد ** باز آید چون بفرماید که عد
  • Uzeyr Aleyhisselâm’ın merkebinin cüc’ülerinin çürüdükden sonra Allah izniyle bir araya gelip Uzeyr’in gözünün önünde dirilmesi
  • اجتماع اجزای خر عزیر علیه السلام بعد از پوسیدن باذن الله و درهم مرکب شدن پیش چشم عزیر علیه السلام
  • Allah dedi ki. “Uzeyr, eşeğine bir iyice bak. Çürümüş etleri dökülmüş…
  • هین عزیرا در نگر اندر خرت ** که بپوسیدست و ریزیده برت
  • Onun cüz’ülerini gözünün önünde bir araya getirecek, başını, kuyruğunu, kulaklarını, ayaklarını düzüp koşacağım.
  • پیش تو گرد آوریم اجزاش را ** آن سر و دم و دو گوش و پاش را
  • Görünürde bir el olmadığı halde bütün cüz’üleri bir araya getiren, cesedin parçalarını bir yere toplayan benim. 1765
  • دست نه و جزو برهم می‌نهد ** پاره‌ها را اجتماعی می‌دهد
  • Şu yama yamama sanatına bak hele. Eski palasları iğnesiz dikip durmada
  • در نگر در صنعت پاره‌زنی ** کو همی‌دوزد کهن بی سوزنی
  • Diktiği sıralarda ne ip var, ne iğne. Fakat öyle bir diker ki ortada terzi bile görünmez.
  • ریسمان و سوزنی نه وقت خرز ** آنچنان دوزد که پیدا نیست درز
  • Gözünü aç da haşri apaşikâr gör… Kıyamette hiçbir şüphen kalmasın.
  • چشم بگشا حشر را پیدا ببین ** تا نماند شبهه‌ات در یوم دین
  • Varlık zerrelerini nasıl tamamıyla topluyorum, gör de ölürken bu hayata sarılıp titreme.
  • تا ببینی جامعی‌ام را تمام ** تا نلرزی وقت مردن ز اهتمام
  • Uyurken bedeninin duygularının mahvolmayacağından eminsin ya. 1770
  • همچنانک وقت خفتن آمنی ** از فوات جمله حسهای تنی