English    Türkçe    فارسی   

3
4546-4555

  • Siz ikbaldeyken de bunu böyle görüyordum. Yeni bir şey görmedim ki sevineyim!
  • نو ندیدم تا کنم شادی بدان ** این همی‌دیدم در آن اقبالتان
  • Gizli bir kahra uğramış, gizli bir kahırla bağlamıştınız. Gayri bu ne kahırdır, bunu kim anlar? Siz şeker yerdiniz de o şeker de zehir olurdu.
  • بسته‌ی قهر خفی وانگه چه قهر ** قند می‌خوردید و در وی درج زهر
  • Böyle zehirlerle dolu şekeri düşman yerse afiyet olsun… Neden ona haset ediyorsun ki?
  • این چنین قندی پر از زهر ار عدو ** خوش بنوشد چت حسد آید برو
  • Sizde o zehri neşe ile içiyordunuz: eceliniz, gizlice kulaklarınızı tıkamıştı.
  • با نشاط آن زهر می‌کردید نوش ** مرگتان خفیه گرفته هر دو گوش
  • Ben üst geleyim de dünyayı zapt edeyim diye harp etmiyorum ki. 4550
  • من نمی‌کردم غزا از بهر آن ** تا ظفر یابم فرو گیرم جهان
  • Çünkü bu cihan murdardır, pistir. Ben böyle pis bir şeye nasıl haris olurum?
  • کین جهان جیفه‌ست و مردار و رخیص ** بر چنین مردار چون باشم حریص
  • Köpek değilim ki ölünün perçemini çekip koparayım. Ben İsa’yım, ölüyü diriltmeye gelirim.
  • سگ نیم تا پرچم مرده کنم ** عیسی‌ام آیم که تا زنده‌ش کنم
  • Sizi helak olmaktan kurtarayım diye savaş saflarını yarmaktayım.
  • زان همی‌کردم صفوف جنگ چاک ** تا رهانم مر شما را از هلاک
  • İnsanların başlarını; yüceleyim, devlete erişeyim diye kesmem.
  • زان نمی‌برم گلوهای بشر ** تا مرا باشد کر و فر و حشر
  • Kessem kessem bütün âlem kurtulsun diye birkaç baş keserim. 4555
  • زان همی‌برم گلویی چند تا ** زان گلوها عالمی یابد رها