English    Türkçe    فارسی   

3
4584-4593

  • Gayret et de nurun parlasın, aydın olsun… sülûkun, hizmetin kolaylaşsın.
  • جهد کن تا نور تو رخشان شود ** تا سلوک و خدمتت آسان شود
  • Çocukları da zorla mektebe götürürsün ya… Çünkü onların gözleri kördür, faydalarını görmezler. 4585
  • کودکان را می‌بری مکتب به زور ** زانک هستند از فواید چشم‌کور
  • Ama mektebin faydasını anladılar mı koşa koşa giderler, içleri açılır, neşe duyarlar.
  • چون شود واقف به مکتب می‌دود ** جانش از رفتن شکفته می‌شود
  • Çocuk mektebe kıvrana, kıvrana gider. Çalışmasına karşılık hiçbir şey görmemiştir ki!
  • می‌رود کودک به مکتب پیچ پیچ ** چون ندید از مزد کار خویش هیچ
  • Fakat kesesine birkaç para gündelik kondu mu geceyi hırsız gibi uykusuz geçirir.
  • چون کند در کیسه دانگی دست‌مزد ** آنگهان بی‌خواب گردد شب چو دزد
  • Gayret et de ibadetinin karşılığı gelsin… Bak o zaman ibadet edenlere nasıl haset edersin.
  • جهد کن تا مزد طاعت در رسد ** بر مطیعان آنگهت آید حسد
  • Mukallitlere “Zorla gelin”, yaradılışı temiz kişilere de “İsteyerek gelin” denmiştir. 4590
  • ائتیا کرها مقلد گشته را ** ائتیا طوعا صفا بسرشته را
  • Bu, Allah’ı bir maksat için sever, öbürünün dostluğunda hiçbir garez, hiçbir maksat yoktur.
  • این محب حق ز بهر علتی ** و آن دگر را بی غرض خود خلتی
  • Bu, dadısını sever ama süt için sever. Öbürünü ancak onu âşık olduğundan, o görünmeyen güzele gönül verdiğinden sever.
  • این محب دایه لیک از بهر شیر ** و آن دگر دل داده بهر این ستیر
  • Çocuk, dadının güzelliğini anlamaz ki… Onda sütten başka bir istek yoktur.
  • طفل را از حسن او آگاه نه ** غیر شیر او را ازو دلخواه نه