English    Türkçe    فارسی   

3
683-692

  • Halk, onu bu sınamayla tanımasa bile ileri gelenler, onun dâvasına delil ister, yolundan nişan sorarlar.
  • گر نداند عامه او را ز امتحان ** پختگان راه جویندش نشان
  • Aşağılık bir adam, terzilik dâvasına kalkışsa padişah, onun önüne bir atlas kumaş atar.
  • چون کند دعوی خیاطی خسی ** افکند در پیش او شه اطلسی
  • Bundan bir geniş kaftan yap der. Bu sınamayla yersiz dâvaya kalkışanın başında iki boynuzdur peyda olur, öküzlüğü anlaşılıverir. 685
  • که ببر این را بغلطاق فراخ ** ز امتحان پیدا شود او را دو شاخ
  • Eğer kötüleri sınama olmasaydı her puşt, savaşta Rüstem kesilirdi!
  • گر نبودی امتحان هر بدی ** هر مخنث در وغا رستم بدی
  • Farz et ki puşt zırh giymiş, kaç para eder? Savaşa girişip sıkışınca esir olacak değil mi?
  • خود مخنث را زره پوشیده گیر ** چون ببیند زخم گردد چون اسیر
  • Allah sarhoşu, kasırgadan ayrılır mı hiç? O, sur üfürülünceye kadar kendine gelmez.
  • مست حق هشیار چون شد از دبور ** مست حق ناید به خود تا نفخ صور
  • Allah şarabı doğrudur, doğru… Yalanı yok. Sense şarap değil, ayran içmişsin, ayran içmişsin, ayran içmişsin!
  • باده‌ی حق راست باشد بی دروغ ** دوغ خوردی دوغ خوردی دوغ دوغ
  • Kendini Cüneyd ve Bayezid gösteriyorsun. Yürü be… Ben, baltayı kilitten fark edemem ki diyorsun ama. 690
  • ساختی خود را جنید و بایزید ** رو که نشناسم تبر را از کلید
  • A düzenbaz, kötülüğü tembelliği, kızgınlığı ve ihtirası bu sersemlikle nasıl gizleyebileceksin?
  • بدرگی و منبلی و حرص و آز ** چون کنی پنهان بشید ای مکرساز
  • Kendini Mansur-ı Hallâc göstermede, dostların pamuğuna ateş urmadasın.
  • خویش را منصور حلاجی کنی ** آتشی در پنبه‌ی یاران زنی