English    Türkçe    فارسی   

4
1207-1216

  • Şair önceki ihsana nail olurum ümidiyle söylediği şiiri götürüp padişaha sundu.
  • برد شاعر شعر سوی شهریار ** بر امید بخشش و احسان پار
  • Güzelim incilerle dolu olan o lâtif ve nefis şiiri, evvelki ihsan ve ikramın ümidiyle arz etti.
  • نازنین شعری پر از در درست ** بر امید و بوی اکرام نخست
  • Padişahın âdetiydi, yine âdeti veçhile bin altın verin dedi.
  • شاه هم بر خوی خود گفتش هزار ** چون چنین بد عادت آن شهریار
  • Fakat bu sefer bu cömert vezir yücelik Burak’ına binmiş, dünyadan göçüp gitmişti. 1210
  • لیک این بار آن وزیر پر ز جود ** بر براق عز ز دنیا رفته بود
  • Onun yerine başka birisi vezir olmuştu... Bu vezir pek merhametsiz, pek hasisti.
  • بر مقام او وزیر نو رئیس ** گشته لیکن سخت بی‌رحم و خسیس
  • Dedi ki: Padişahım, masraflarımız var... Bir şaire bu kadar ihsanda bulunmak lâyık değil!
  • گفت ای شه خرجها داریم ما ** شاعری را نبود این بخشش جزا
  • Ben, o şairi bu ihsanın onda on da birinin dörtte biriyle hoşnut ve razı ederim.
  • من به ربع عشر این ای مغتنم ** مرد شاعر را خوش و راضی کنم
  • Oradakiler, önce o, padişahtan tam on bin altın almıştı.
  • خلق گفتندش که او از پیش‌دست ** ده هزاران زین دلاور برده است
  • Şeker yedikten sonra şeker kamışını nasıl çiğner... Padişahtan sonra nasıl olur da dilencilik eder? dediler. 1215
  • بعد شکر کلک خایی چون کند ** بعد سلطانی گدایی چون کند
  • Vezir dedi ki: Ben onu öyle bir sıkarım ki nihayet beklemeden usanır, bizar olur...
  • گفت بفشارم ورا اندر فشار ** تا شود زار و نزار از انتظار