English    Türkçe    فارسی   

4
1224-1233

  • Dedi ki: Altın yoksa bari bana söv de canımı kurtar, kölen olayım!
  • گفت اگر زر نه که دشنامم دهی ** تا رهد جانم ترا باشم رهی
  • Bekleme beni öldürdü, bari git de, yoksul canım rehinden kurtulsun! 1225
  • انتظارم کشت باری گو برو ** تا رهد این جان مسکین از گرو
  • Nihayet vezir, şaire o bin altının onda birinin tam dörtte birini, yani yirmi beş altın verdi... Şair derin bir düşünceye daldı.
  • بعد از آنش داد ربع عشر آن ** ماند شاعر اندر اندیشه‌ی گران
  • Kendi kendisine önce verilen ihsan, hem peşindi, hem de o kadar çoktu. Bu ise hem geç açıldı, hem de açılınca gördüm ki bir deste diken, dedi.
  • کانچنان نقد و چنان بسیار بود ** این که دیر اشکفت دسته‌ی خار بود
  • Şaire dediler ki: O cömert vezir dünyadan gitti, Allah rahmet etsin!
  • پس بگفتندش که آن دستور راد ** رفت از دنیا خدا مزدت دهاد
  • O ihsan, onun yüzünden kat kat artmıştı... Onun zamanında ihsanlarda yanlışlık pek az olurdu.
  • که مضاعف زو همی‌شد آن عطا ** کم همی‌افتاد بخشش را خطا
  • Şimdi o gitti, ihsanı da beraber götürdü... O ölmedi, doğrucası kerem ve ihsan öldü! 1230
  • این زمان او رفت و احسان را ببرد ** او نمرد الحق بلی احسان بمرد
  • O cömert, o akıllı vezir geçip gitti. Yoksulların derisini yüzen bu vezir gelip çattı.
  • رفت از ما صاحب راد و رشید ** صاحب سلاخ درویشان رسید
  • Yürü, bunu al da hemencecik bu gece buradan kaç... Yoksa bu inatçı, seni yakalar, elindekini de alır!
  • رو بگیر این را و زینجا شب گریز ** تا نگیرد با تو این صاحب‌ستیز
  • Senin bizim çalışmamızdan haberin bile yok... Biz, ondan bu hediyeyi de yüzlerce hileye başvurduk da aldık!
  • ما به صد حیلت ازو این هدیه را ** بستدیم ای بی‌خبر از جهد ما