English    Türkçe    فارسی   

4
1325-1334

  • Kâfir, köpeğin ardına düşüp gittiğini görseydi güçlü kuvvetli Şeytan’a maskara olur muydu hiç? 1325
  • گبر دیدی کو پی سگ می‌رود ** سخره‌ی دیو ستنبه می‌شود
  • Onun ardına bir namussuz gibi düşer miydi hiç? Hemencecik ayağını çeker, kurtulurdu!
  • در پی او کی شدی مانند حیز ** پی خود را واکشیدی گبر نیز
  • Sığır kasapların ne yapacağını bilseydi hiç onların peşine düşer, dükkâna gider miydi?
  • گاو گر واقف ز قصابان بدی ** کی پی ایشان بدان دکان شدی
  • Yahut ellerinden kepek yer miydi? Yahut da onların yüze gülücüğüne aldanır onlara süt verir miydi?
  • یا بخوردی از کف ایشان سبوس ** یا بدادی شیرشان از چاپلوس
  • Hatta ot yese bile, neden beslendiğini bilseydi hiç o otu hazmedebilir miydi?
  • ور بخوردی کی علف هضمش شدی ** گر ز مقصود علف واقف بدی
  • Şu halde âlemin direği gafletten ibarettir... Devlet nedir? Dev yani koş kelimesiyle let yani dayak kelimesinden meydana gelme bir kelime! 1330
  • پس ستون این جهان خود غفلتست ** چیست دولت کین دوادو با لتست
  • Önce koş... Koş da sonunda dayak ye! Bu yıkık yerde devlet sahibine eşekçesine ölümden başka hiçbir şey yok!
  • اولش دو دو به آخر لت بخور ** جز درین ویرانه نبود مرگ خر
  • Sen, bir işe el atar, o işe iyice sarılırsın... O işteki ayıp ve noksan o anda sana örtülüdür.
  • تو به جد کاری که بگرفتی به دست ** عیبش این دم بر تو پوشیده شدست
  • Allah, senden o işin ayıbını örttüğünden canla başla o işe girişebilirsin.
  • زان همی تانی بدادن تن به کار ** که بپوشید از تو عیبش کردگار
  • Hararetle sahip olduğun fikrin de ayıbı senden gizlidir.
  • همچنین هر فکر که گرمی در آن ** عیب آن فکرت شدست از تو نهان