English    Türkçe    فارسی   

4
1347-1356

  • Âciz olduktan sonra pişmanlık neden? O acizlik, kimin takdiriyle, onu ara!
  • چون بدی عاجز پشیمانی ز چیست ** عاجزی را باز جو کز جذب کیست
  • Âlemde bir kâdir olmadıkça hiç kimse, ne bir âcizi görmüştür, ne de böyle bir şey olur... Bunu böyle bil!
  • عاجزی بی‌قادری اندر جهان ** کس ندیدست و نباشد این بدان
  • Böylece, olmasına çalıştığın her isteğin ayıbından bihabersin... Onun ayıbı ve noktası, sana örtülüdür!
  • همچنین هر آرزو که می‌بری ** تو ز عیب آن حجابی اندری
  • O istediğin ayıp ve noksanı sana görünseydi canın o araştırmadan kaçıverirdi! 1350
  • ور نمودی علت آن آرزو ** خود رمیدی جان تو زان جست و جو
  • O işin ayıp ve noksanı sence belli olsaydı seni hiç kimse o işe, hatta çeke çeke bile götüremezdi!
  • گر نمودی عیب آن کار او ترا ** کس نبردی کش کشان آن سو ترا
  • Nefret ettiğin öbür iş yok mu? Ondan neden nefret ettin? Çünkü ayıbı, noksanı meydana çıktı da ondan!
  • وان دگر کار کز آن هستی نفور ** زان بود که عیبش آمد در ظهور
  • Ey sırları bilen güzel sözlü Allah, kötü işlerin ayıbını, noksanını bizden gizleme!
  • ای خدای رازدان خوش‌سخن ** عیب کار بد ز ما پنهان مکن
  • İyi işleri de bize ayıplı gösterme de o işe gidelim, sarılalım... Çalışmamız heba olmasın, gayretimiz soğumasın!
  • عیب کار نیک را منما به ما ** تا نگردیم از روش سرد و هبا
  • Yüce Süleyman, âdeti veçhile alaca karanlıkta mescide giderdi. 1355
  • هم بر آن عادت سلیمان سنی ** رفت در مسجد میان روشنی
  • Her gün, âdeti veçhile mescitten yeniden yeniye hangi ot, hangi kök bitmiş... O padişah, bunu arar araştırırdı.
  • قاعده‌ی هر روز را می‌جست شاه ** که ببیند مسجد اندر نو گیاه