English    Türkçe    فارسی   

4
2439-2448

  • Hâlbuki sen, gönlünü şeytan evi haline getirdin... Kinini, kendine kıble yaptın.
  • دیوخانه کرده بودی سینه را ** قبله‌ای سازیده بودی کینه را
  • Keskin boynuzların nice ciğerleri deldi... İşte şu asam, senin küstah boynuzunu kırdı! 2440
  • شاخ تیزت بس جگرها را که خست ** نک عصاام شاخ شوخت را شکست
  • Bu âlemdekilerin, o âlemdekilere saldırmaları, gayb âleminin sınırı olan nesillerine kadar hücum etmeleri, onların pusuda olmalarından gaflete düşmeleri. Zaten gazi de savaşa gitmezse kâfirler, Müslüman ülkesine ılgar eder, çapulda bulunurlar.
  • حمله بردن این جهانیان بر آن جهانیان و تاختن بردن تا سینور ذر و نسل کی سر حد غیب است و غفلت ایشان از کمین کی چون غازی به غزا نرود کافر تاختن آورد
  • Cisme mensup askerler, ruhanilerin kalelerine saldırırlar.
  • حمله بردند اسپه جسمانیان ** جانب قلعه و دز روحانیان
  • O taraftan tertemiz birisi gelmesin diye gayb derbendine hücum ederler.
  • تا فرو گیرند بر دربند غیب ** تا کسی ناید از آن سو پاک‌جیب
  • Gaziler, savaşa pek gitmediler mi kâfirler, yürür saldırılar.
  • غازیان حمله‌ی غزا چون کم برند ** کافران برعکس حمله آورند
  • Gayb gazileri, hilimlerinden sana saldırmazlar kötü gidişli.
  • غازیان غیب چون از حلم خویش ** حمله ناوردند بر تو زشت‌کیش
  • Gayb derbentlerine saldırdın... gayb erlerinin bu tarafa gelmemesini diledin! 2445
  • حمله بردی سوی دربندان غیب ** تا نیایند این طرف مردان غیب
  • Ata bellerine, ana rahimlerine pençe attın... Kötülükle yolu kesmek istedin!
  • چنگ در صلب و رحمها در زدی ** تا که شارع را بگیری از بدی
  • Ululuk ıssı Allahnın soy sop yetişmesi için açtığı ana yolu sen nasıl kapatabilirsin?
  • چون بگیری شه‌رهی که ذوالجلال ** بر گشادست از برای انتسال
  • A inatçı, sen derbentleri tuttun ama körlüğüne rağmen, yine bir er çıktı işte.
  • سد شدی دربندها را ای لجوج ** کوری تو کرد سرهنگی خروج