English    Türkçe    فارسی   

4
2781-2790

  • Her birimiz, kendisine düşen bölüğe razı olsun; sen de artık bizim hissemizden el yıka!
  • هر یکی در بخش خود انصاف‌جو ** تو ز بخش ما دو دست خود بشو
  • Peygamber dedi ki: Bana beyliği Allah verdi... O, bana başbuğluk ve mutlak bir beylik ihsan etti.
  • گفت میری مر مرا حق داده است ** سروری و امر مطلق داده است
  • Buyurdu ki: Bu devir, Ahmed’in devridir, bu zaman, Ahmed’in zamanı... Kendinize gelin de onun emrine uyun!
  • کین قران احمدست و دور او ** هین بگیرید امر او را اتقوا
  • Kavim, biz de Allah’ın takdiri ile hükmediyoruz... Bize de beyliği veren Allah’tır dedi.
  • قوم گفتندش که ما هم زان قضا ** حاکمیم و داد امیریمان خدا
  • Peygamber fakat dedi... Allah, bana beyliği bir mülk olarak verdi, sizeyse bir vesileyle iğreti. 2785
  • گفت لیکن مر مرا حق ملک داد ** مر شما را عاریه از بهر زاد
  • Benim beyliğim kıyamete dek bakidir... İğreti beylikse çabucak geçip gider!
  • میری من تا قیامت باقیست ** میری عاریتی خواهد شکست
  • Kavim “ey emîr... Çok söyleme; üstün olduğunu iddia ediyorsun, delilin nedir?” dediler.
  • قوم گفتند ای امیر افزون مگو ** چیست حجت بر فزون‌جویی تو
  • Derhal Allah’ın kahır emri ile gökyüzünde bir bulut peydahlandı. Sel bastı, bütün o civarı kapladı.
  • در زمان ابری برآمد ز امر مر ** سیل آمد گشت آن اطراف پر
  • O pek korkunç sel şehre yüz tuttu... Şehirliler feryat ederek korkudan kaçışmaya başladılar.
  • رو به شهر آورد سیل بس مهیب ** اهل شهر افغان‌کنان جمله رعیب
  • Sınama zamanı gelmişti... Şüphenin kalkacağı hakikatin apaçık ortaya çıkacağı zamandı. Peygamber dedi ki: 2790
  • گفت پیغامبر که وقت امتحان ** آمد اکنون تا گمارد گردد عیان