English    Türkçe    فارسی   

4
2954-2963

  • O, onun başını kurtardı, canını satın aldı... ayağının bastığı yer toprak kesilmeliydi.
  • وا خریدش آن دم از گردن زدن ** خاک نعل پاش بایستی شدن
  • Halbuki bu tersine hareket etti, ondan vazgeçti, böyle bir dosta kin gütmeye başladı diyordu. 2955
  • بازگونه رفت و بیزاری گرفت ** با چنین دلدار کین‌داری گرفت
  • Aralarını bulmak isteyen birisi onu kınadı da dedi ki: Böyle bir öğütçü dosta neden bu cefada bulunuyorsun?
  • پس ملامت کرد او را مصلحی ** کیین جفا چون می‌کنی با ناصحی
  • Padişahın o has dostu, senin canını satın aldı, boynun vurulmadı, kurtuldun, fakat seni o kurtardı!
  • جان تو بخرید آن دلدار خاص ** آن دم از گردن زدن کردت خلاص
  • Kötülük bile yapsaydı kaçmaman gerekti... halbuki o temiz ve iyi dost, sana iyilikte bulundu!
  • گر بدی کردی نبایستی رمید ** خاصه نیکی کرد آن یار حمید
  • Nedim dedi ki: Ben, canımı padişaha feda edecektim... o, neden araya girdi de şefaatte bulundu?
  • گفت بهر شاه مبذولست جان ** او چرا آید شفیع اندر میان
  • O anda ben Tanrıyla öyle bir haldeydim ki aramıza seçilmiş bir peygamber bile giremezdi! 2960
  • لی مع‌الله وقت بود آن دم مرا ** لا یسع فیه نبی مجتبی
  • Padişahın kahrından başka bir rahmet istemem, ondan başka kimseye sığınamam.
  • من نخواهم رحمتی جز زخم شاه ** من نخواهم غیر آن شه را پناه
  • Ben, padişaha yüz tutmuş, onu sevmiş, ondan başkasını yok bilmişim!
  • غیر شه را بهر آن لا کرده‌ام ** که به سوی شه تولا کرده‌ام
  • Kahrı ile başımı kesse bile bana altmış tane can bağışlar!
  • گر ببرد او به قهر خود سرم ** شاه بخشد شصت جان دیگرم